TEEMMÜLDEN TEKEMMÜLE-15: Teemmül, Fuad ve Tefakkuh
Makalenin görüntülü analizi için linki tıklayınız: (Birazdan yüklenecektir)
Teemmül ile başlattığımız bu uzun hakikat yolculuğunda; sadece bakmakla (Nazar) yetinmeyip görmeye (Basar), veriyi analiz etmeye (Tefekkür), hafızayı tazelemeye (Tezekkür) ve parçaları birleştirip sistemi kurmaya (Teakkul) gayret ettik. 14. durağımızda ise, insanın manevi donanımının en has odası olan "Lüb" (Öz) merkezinde gerçekleşen "İdrak" yetisini incelemiştik.
Şimdi ise, bu "Lüb" sahibi aklın, hayatın karmaşık, değişken ve dinamik problemlerini çözerken kullandığı o üstün mühendislik faaliyetine, yani "Tefakkuh"u ele alıyoruz.
Arapça'da "F-Q-H" kökü; bir şeyi sadece bilmek değil, "bir şeyin kabuğunu yarıp özüne nüfuz etmek ve gayeyi kavramak" demektir. Kur'an-ı Kerimde 20 yerde geçmektedir. Meallerde kısaca “anlamak” olarak tercüme edilen kavramın farklı kullanımları incelendiğinde Tevbe,122 de geçen (liyete-fakkahû) yani “dinde derin kavrayış sahibi olma” ifadesi çok dikkat çekmektedir. Yine Kur'an, Araf Suresi, 179 de; kalbi olduğu halde "fıkhetmeyenleri" (lâ yefkahûne) yani olayların özünü kavramayanları kınayarak, fıkhın sadece zihinsel bir işlem değil, kalbî bir "oluş" hali olduğunu vurgular. Dolayısıyla düşünme istasyonlarından üçüncüsü olan Anlama Merkezinin teemmül turlarıyla derinlik kazandığını ve bilme, fehmetme ve idrak etme şeklinde meyveye döndüğünü söyleyebiliriz. Zira bu anlayış şekli Muhakeme Merkezinin çıktısı olan hükmetme yani yargıya varma eyleminin derinliğini de etkileyecektir.
Bakma (gözlem) ile elde edilen veriler sonraki istasyonlarda işlenerek algı-olgu ve bilgi şeklinde evrilmekteydi. Elimizdeki bilgilerin nicel (sayısal) olarak artması önemli ancak muhakemenin (mahkemenin) sonucunu etkilemek için o bilgilerin (delillerin, bürhanın) nitel (kalite) yönünde artması gerekmektedir. İşte idrak aşamasındaki bir bilginin, anlayışın artık sadece kuru bir bilgi değil, görmeye ve olmaya dayalı yüksek bir farkındalık ve şahitlik olduğunu önceki makalemizde vurgulamıştık.
Muhakeme tarafında ise, İ’tibar yani var olan ve açık olan referanslar üzerinden güvenilir bir tercihte bulunarak yapılan hükmetme şekli iken, tefakkuh ile daha kapalı olanı adeta yararak içinden çıkarma şekline dönüşmektedir. Kapalılık saklanmış olmasından değil kainattaki mizanı ve ilahi muradı idrak etme kapasitemizin seviyesinden kaynaklanmaktadır. Zira maruf (iyi), münker (kötü), fayda, zarar gibi kavramlar ancak ilahi nizamın keşfiyle bir derinlik kazanmaktadır.
Sosyal ve ekonomik denge (Haşr, 7), can güvenliği ve toplumsal beka (Bakara 179), zorluğu giderme ve kolaylık (Nisa 28), fayda ve zarar karşılaştırması (risk analizi) (Bakara 219), kamu düzenini ve ıslahı sağlama (Bakara 220) ve daha nice ayetler maslahat (Kamu yararı) olarak adlandırılan mizanın koordinatlarıdır. Bir fizikçinin koordinatları, merkezi, yarıçapı kullanarak geometrik bir düzeni tanımlayıp onu formüle ettiği gibi iyi bir fakih (tefakkuh eden, fıkıhçı) da Kuran ve sünnete belirtilen koordinatlar, ölçüler, tanımlar ve çerçevelerle ilahi muradın mizanını keşfederek adeta onu formüle (usule) bağlar ki bilinmeyeni (kapalı olanı) bulmanın yolu açılsın.
Mizan konusu adaleti sağlamanın, doğru bir bakış açısı ve doğru bir referans geliştirmenin en önemli unsurudur. Bu nedenle tefakkuh ederek düşünmenin ne demek olduğunu özümseyebilmek için yine fen bilimlerinden, endüstriden ve güncel örneklerden oluşan bir analoji ile ve katmanlı anlayış aşamalarını inceleyerek devam edelim. Hüküm çıkarmanın 4 ana katmanı dikkat çekmektedir. Bunlar;
Not: Önceki yazılarımızdan şu bilgileri hatırlayalım. Sağlıklı bir yargıya varmanın 4 ana standardı vardır. Bunlar;
Kişi standardı: Samimiyet, gayret, ehliyet, adalet
Delil standardı: Açıklık, önem, alaka, doğruluk, kesinlik, derinlik, genişlik ve yeterlilik
Referans standardı: Nefs, duygu, mantık, tecrübe, bilim ve din
Bakış açısı standardı: Bütüncül olmalı
Zihniyet mekanizmasının en dış çeperini oluşturan bu katman, hakikati idrak etmiş bir ruhun hayata sunduğu bir "meyve" olan Tefakkuh’un aksine, sadece yüzeysel bir anlamanın ürünü olan basit çıkarımlarla sınırlıdır.
Teknoloji: Bu bakış açısına sahip bir kişi için otomobil; sadece rengi, jantlarının parlaklığı veya dış hatlarının "havalı" görünmesinden ibarettir. Aracın şasisindeki alaşım kalitesi, motorun tork verimliliği veya aerodinamik katsayısı gibi "öz" nitelikler bu radarın dışındadır. Karar, en dıştaki kabuğa göre verilir.
Matematik: Bilgisayar sistemlerindeki Binary (1 ve 0) mantığı gibidir. Her şey ya siyahtır ya beyaz; ya açık ya kapalı. Ara renklerin, esneklik paylarının veya gizli değişkenlerin bu sistemde yeri yoktur. Keskindir ama kısıtlıdır.
Hükmün Niteliği ve Dini Karşılığı: Dini ve hukuki sahada "Zahiri" bakış dediğimiz katman burasıdır. Zahirilik (Davud el-Isfahani ve İbn Hazm ekolü). Bu ekol, nassın lafzını esas alır ve kıyası (akıl yürütmeyi) reddeder. "Kur’an’da veya hadiste bu kelime aynen geçmiyorsa hükmü yoktur" ya da "Kelime ne diyorsa odur” der. Metnin sadece........
