menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÖLÜMÜNÜN 15. YILINDA ERBAKAN HOCAMIZI ANARKEN

16 0
27.02.2026

Dün talebesi, evladı ve ülkenin lideri Başkanımız, Sayın RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ının 72. doğum yıl dönümü! Kendisi, ailesi, ülkemiz ve tüm seven dostları için hayırlı olması ve nice sağlıklı hizmet yıllarına dileklerimizi paylaşıyorum. Bugün, onu ve bizleri rahle-i tedrisinde yetiştiren Muhterem ve Muhteşem PROF. DR. NECMEDDİN ERBAKAN HOCAMIZ’ın ebediyete irtihalilerinin 15. sene-i devriyesi... Rabbimiz Hocamızın makamını ebedi cennet, kabrini nur, manzaranı cemalullah, şefaatçısı da Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz olsun. Allah’ın selam ve rahmeti de siz değerli sevenlerinin üzerine olsun. Yarın ise, meşum ve meşhur, zulmün afakı inletip, Merhum Hocamız NECMEDDİN ERBAKAN BAŞBAKANIMIZ’ın (28/ ŞUBAT/ 1997) şakaklarından boncuk boncuk terlerin akıttırılmasına sebep olan zalimlerin bu ümmete kan kusturup, literatürümüze ilk defa dahil ettikleri POSTMODERN DARBENİN de 29. sene-i devriyesi!.. Hemen kahir ekseriyeti bugün gerçek alemde olan mazlumlarla zalimlerin bulunduğu o ebed yurdu için denecek tek şey var; Mazlumlara va’dolunan cenneti dilerken, zalimler için yaşasın cehennem (!...) diyorum. Tarihte şubatlar bize hep acı ve hüzünler yaşattı. Bu vesileyle alıntı olan şu yazıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum. “ Necmettin Erbakan.. Bugün O’nun 15. ölüm yıldönümü.. 27 Şubat 2011, O’nun Hakk’a yürüdüğü tarih.. Hüzünlendiğimi itiraf etmeliyim. Nedeni yok, çünkü o kadar çok nedeni var ki..! Hangisini saysak diğeri eksik kalacak biliyorum. İnançlıydı, kararlıydı, zarifti, zekiydi.. Adanmış bir “dâvâ” adamı, “Bilge” bir siyasetçiydi.. Bu yüzden bana hep Aliya’yı çağrıştırmıştır O.. Bu yolda nice korku tünellerinden geçtiğini bizim yaşımıza gelmiş olanlar iyi bilirler.. Acımasızca taşlandı, yüreğinde taşıdığı inancı yüzünden aşağılandı, horlandı, fikir ve düşünceleri nedeniyle itildi, kakıldı.. Sırf Müslüman bir devlet adamı olduğu için abdesti ve namazıyla, takkesi ve takunyasıyla, tesbihi ve seccadesiyle, kısacası değer verdiği ve inandığı ne varsa her şeyiyle alay edildi, karikatürize edildi.. Ama bir kez olsun başını çevirip onlara bakmadı bile.. Tek bir kelime ile olsun cevap bile vermedi.. O ve birlikte yürüdüğü arkadaşları, ibadetlerini bir suçlu gibi resmi dairelerin, bakanlıkların bodrumlarında, kömürlüklerinde, depolarınde gizli gizli yapmaya çalıştılar.. Gün geldi, devlet törenlerinin davet masalarında burnuna ısrarla dayatılan şampanya kadehlerinin gücü karşısında alnından boncuk boncuk terler döktüğüne şahit olduk.. Hepsini elinin tersiyle, ama son derece zarif bir biçimde geri çevirmesini de bildi O.. Siyonistler onu hiç sevmedi.. Sevemezlerdi çünkü Ulu Hakan Sultan Abdülhamid Han’dan sonra belki de ilk defa kendilerini sevmeyen........

© Habername