menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİR KAÇ GÜNLÜK HOLLANDA ZİYARET VE ANILARI !

8 0
15.04.2026

Sevgili dostlar, 7/ Nisan-2026/ Salı günü başlayan Hollanda / VENLO merkezli seyehatım, 14/ Nisan-2026- Salı akşam;20’35 Pegasus hava yollarıyla DUSSELDORF’tan başlayan yolculukla sağ ve salim elhamdülillah, seyahate başladığım Ankara’da noktalandı. Vaktiyle, (18.06.1982) tarihinde Diyanetin Din Görevlisi olarak gittiğim bu ülkede, üç yılı aşkın (15.09.1985) bir süre görev ifa ettiğim, kendileriyle cemaat ve hoca ilişkileriyle tatlı hatıraları geride bıraktığımız Venlo’da mukim bir çok dostun ebediyet yurdu ve gerçek vatana rıhlet etmesi, sadece kendilerini Fatihalar ve güzel hatıralarla yadetmemiz yanında, ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü kuşak nesille musahip olmamız bizim de yaşımızın nerelere ulaştığını ele veren gerçeklik olarak tezahür ediyor. Çok sevdiğim ve kadim dostum merhum Hüseyin Yılmaz Ağabeyimizin torunu ve benim de yeğenimin, söz ve nişan merasimi vesilesiyle, kızımızın saygıdeğer amcası, sekiz yıl Çarşamba Sanayi ve ticaret odası Başkanlığı yapan, ayrıca Ak Parti kurucu ilçe başkanı olan kıymetli kardeşim Ahmet Yılmaz beyle bu güzel merasimlere ve dolayısıyla da kadim dostluklara bir tuhfe-i tahattur kabilinden tüm geçmişe ait güzellikleri yâd ettik. 1961/ sonrası başlayan Almanya merkezli Avrupa ülkelerine işçi olarak onbinler, hatta zaman içerisinde yüzbinlerce insanımızın dini bilgilerden mahrum, milli ve manevi değerlerle yetiştirilmemiş çoğu eğitimsiz, eğitimli olanları da materyalist ve pragmatist eğitimden geçirilmiş, hatta bir kısmının devlete karşı işlediği suçlar nedeniyle kaçıp sığındığı bu ülkelerde insanımız tam bir başı boşluk içerisinde terkedilmişlik gerçeğini yıllarca yaşadı. 12/ Eylül-1980/ darbesi sonrası ideolojik bir kısım farklılık, devletin resmi sistem ve rejimiyle sorunlu addedilen bir kısın kurum ve kuruluşların varlığı, darbe hükümetlerini harekete geçirmiş, Diyanetin sağ duyulu yöneticilerinin feraset ve gayretleriyle, Avrupa ülkelerindeki bu başı boşluğun ve insanımızın daha fazla hırpalanıp sağa - sola savrulmasının önüne geçilmesi gayretiyle işçilerimizin çoğunlukla olduğu tüm batı Avrupa ülkelerinde devlet eliyle din görevlisi gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Bazen, şerden de hayır doğabilir derler. Tıpkı onun gibi yürütme ve sistemin sahiplerinin bazı endişeleri yurt dışındaki aileleriyle milyonlara baliğ olan işçilerimiz için hem din hizmetlisi, hem de eğitimci üst düzey görevliler gönderilmeye başlanmıştır. Bugün başta Almanya olmak üzere, Hollanda, Belçika, Fransa, İsvre, Danimarka, Norveç, İsveç ve Fillandiya olmak üzere, diğer bazı Balkan ve Kafkas ülkelerine ve hatta Türk Cumhuriyetlerine bu sahada hizmet edecek elemanlar devlet eliyle gönderilmektedir. Elhamdülillah bu çok büyük bir atılım ve faidesi inkar edilemez bir hizmettir. Yoksa batı ülkelerinde işçilerimizin hem entegrasyon hem de asimilasyon ikileminde ciddi sıkıntılara uğraması kaçınılmaz olacaktı. Yaşanılan ülkelerin insanlarıyla, inancımız ve dini hayatımızdan taviz vermeksızın entegrasyon, karşılıklı saygı ve uyum içerisinde olmak için işte bu kıymetli manevi hizmet ordumuzun çok büyük emek ve gayretleri olmakta, oralardaki genç neslin asimile edilmemesi için olağanüstü gayretler sarfedilmektedir. Ancak bu gayretlerin yeterli olduğunu söylemek oldukça zordur. Bu konuda devletin tüm kurum ve kuruluşlarına, hususan Diyanet ve Maarif sistemimize çok ciddi görevler düşmektedir. Avrupa’da kaldığım bu son bir haftalık zaman diliminde beni çok mutlu eden güzel gelişmelerin yanında, ziyadesiyle üzen, önce o gençlerin ve ailelerinin sonra da ülkemizin ve devletimizin geleceği ve yarınları açısından endişe verici tablolar yaşanmaktadır. Türkiye de de adeta önü alınamaz şekilde artış gösteren sentetik uyuşturucu dahil her türlü uyuşturucu ve alkol müptelası bir gençlik, ahlaki açıdan erezyona uğrayan bir neslin varlığı asla görmezlikten gelinmemelidir. Ailelerle, din görevlilerimizin birebir daha çok görüşüp zaman ayırmalarına, Türkçeye adeta Fransız kalan gençliğin milli kültürümüzü kendilerine sunacak eğitim uzmanları tarafından sahiplenilmesine ihtiyaç var. Evet, dini vecibeleri eda edebilme açısından din görevlilerimiz mümkün olduğu kadar gayret gösteriyorlar. Ancak, zaman açısından yeterli olmaları adeta imkansız. Mutlaka cemaatleri kalabalık olan cami ve şehirlere birden çok hem din görevlisi hem de milli kültür ve dilimizi öğretecek seçkin öğretmenler göndermemiz gerekir. Bu konuda yazılıp söylenecek çok şey var. İnşallah bir başka makalemizde onlara da temas etme dileklerimle… selam ve dua… Allah’a emanet olunuz.


© Habername