TARAFIMIZ HAK VE ADALET OLMALI
Her insan gibi benim de bir siyasi görüşüm var. Siyasette tarafımı belirleyen temel dinamiklerim; inancım, aklım ve vicdanımdır. Tabi olarak bu belirleyişte, kendimce ülkemin, milletimin, ailemin ve kendimin maddi ve manevi çıkarları da etkili olur.
Direkt siyaset ile ilgim olmadığı için, yani herhangi bir partinin yönetiminde veya belediyelerin herhangi birinde resmî bir görevim bulunmadığı için, mümkün olduğu kadar tarafsız kalmaya; yapılan hayırlı işleri desteklemeye, yanlışları ise dile getirmeye çalışıyorum. Bu desteğimde de adil olmaya gayret ediyorum. O sebepten iktidar-muhalefet ayrımı yapmaksızın, “İyiye iyi, doğruya doğru” prensibine bağlı kalmaya çalışıyorum.
Buna misal olarak, CHP’li belediyelerde yolsuzluk iddiaları ortaya atıldığı zaman kendi kendime şöyle derim:
“Keşke bunlar doğru olmasa. Keşke bu kadar insanın oyunu almış insanlar bu isnatlardan aklansa.”Geçen günlerde Süleymancılar davasında da aynı hissi yaşadım. Bu günlerde de fon olayına karışan insanlar için aynı temenniyi diliyorum.
Niçin mi? Çünkü bizler müminiz. Vatanseveriz. Milletimize düşkünüz. Böyle olmak zorundayız. Mümin sıfatı bunu gerektirir.
Türkiye’nin, milletin ve ümmetin bugününü konuşurken yarınını da düşünmek; dünyamızı imar ederken ahiretimizi de unutmamak hepimizin kârınadır.
DÜNYALIK KAYGILARIMIZ, AHİRET HESABIMIZHer mümin gibi bendenizin de dünyalık ve ahiretlik hedeflerim ve kaygılarım var.
Ülkem için, milletim için, ailem için dünyevi kaygılarım şunlardır:
1- Adaletin sağlanamaması.“Mülkün temeli adalettir.” Fıtrata, akla ve bilime zıt kanunlar hem toplumu zayıflatıyor hem de devleti. Verilen cezaların caydırıcı olmaması, zalimlerin ve suçluların kanundan, polisten korkmamasına neden oluyor. Bu da güvenin ve huzurun kaçmasına yol açıyor.
TÜİK verileri, Türkiye’de toplam........
