menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'TEFEKKÜR EDEMEYEN, TEŞEKKÜR EDEMEZ'

4 0
12.09.2026

İnsan bazen gözleri açık olduğu hâlde göremez.

Güneş her sabah doğar, fakat onun doğuşundaki hikmeti fark etmez. Yağmur toprağa iner, fakat bir damlanın ardında saklanan rahmeti düşünmez. Su dudaklarına değerek susuzluğunu giderir, fakat o suyun buluttan toprağa, topraktan pınarlara, pınarlardan sofrasına kadar uzanan uzun yolculuğunu merak etmez.

Eller tutar, ayaklar yürür…

Ve insan bütün bunları, sanki kendisinin hakkıymış gibi yaşar.

Oysa insanın hayatındaki en büyük gafletlerden biri, alıştığı nimetleri artık nimet olarak görememesidir.

İnsan, nimete alıştıkça şükrünü kaybeder.

Şükrünü kaybettikçe tefekkürünü…

Tefekkürünü kaybettikçe de Rabbini hatırlama derinliğini.

BİR SABAH UYANDIĞIMIZDA…

Bir sabah uyandığımızı düşünelim.

Gözlerimizi açıyoruz.

Bedenimiz bize itaat ediyor.

Bir adım atıyoruz ve ayağımız bizi taşıyor.

Bir bardak su içiyoruz ve susuzluğumuz geçiyor.

Fakat bütün bunların üzerinde durmadan, düşünmeden, hayret etmeden sanki bunların hepsi zaten olmak zorundaymış gibi. Oysa hiçbir şey “zaten olmak zorunda” değildir.

İnsan, kendisine verilenlerin ne kadar büyük olduğunu ancak onları kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya kaldığında anlamaya başlıyor.

Sağlığımız yerindeyken bedenimizi düşünmüyoruz.

Nefesimiz rahatken........

© Habername