menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

" Senin Sevginden Gayri Gönlüm Kabul Etmeye"

38 0
24.08.2026

Bu gece Mevlid kandili. Alemlere rahmet Hz. Muhammed (sav)in doğum yıl dönümü. bir acem şairinin , “Ey Nebi! Bu mısraları, bu satırları seni övmek için değil, bilakis yazımı senin isminle şeref ve güzellik kazanması için yazıyorum...." sözüne istlnaden Ben de bu yazıyı aynı düşünceyle kaleme alıyorum. Yoksa O yüceliği, O güzelliği anlatmak kimin haddine? O’nu (s.a.v) öven övmüş. Süleyman Çelebi’nin deyişiyle O’nun adını, “Yerlerin ve göklerin, zamanın ve mekânın sahibi olan Allah kendi adı ile birlikte yazmış:

“Zâtıma mir’ât edindim zâtını / Bile yazdım adım ile adını”

” Peygamberimizin güzelliğini, yüceliğini gönlü açık, kalp gözü gören Yunus, Mevlânâ, Bestami, Fuzuli gibi erenlerin mısralarından, sözlerinden ve davranışlarından çözmek daha kolay. Onların söylediği sözleri söylemek için, mutlaka büyük bir sevgiyi, muhteşem bir güzelliği yaşamak ve yakalamak gerekir. Geçenlerde Ahmet Özhan, televizyonda manevî sevgiden, platonik aşktan bahsederken şöyle diyordu: “Ben inanıyorum ki Yunus Üstadımız, Mevlânâ Pirimiz; bu güzel ve erişilmez mısraları, bizim göremediğimiz ve onların da gördükleri zaman hayretler içinde kalarak, saatlerce kendilerinden geçmiş bir halde seyrettikleri manevî bir sahnenin ışıklarının tesiriyle yazıyorlardı…” Bizim gibi şairliğe özenenler bilir ki, bu çok doğru bir sözdür. (Çünkü ben buna bizzat şahidim. Bende en güzel mısralarımı büyük bir üzüntü, büyük bir sevinç, muhteşem bir güzellik, hoş bir manzara gördüğüm zaman yazmışımdır. Buna rağmen, bizim şiirlerimiz o büyük üstatların mısraları yanında bir “mâni” gibi kalıyor. Mesela, benim en çok sevdiğim şiirlerimden birkaç mısra:

“...Bir bebek kundağıdır gözümde taze mezar,

Kara toprak annedir beni sallar dizinde...”

“Yakub özlemlerime âteş-i Nemrut........

© Habername