menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“KAZLARA ÖZGÜRLÜK, KIZLARA ÖLÜM”

15 0
06.03.2026

Âdemoğulları bugüne kadar, bugün adına “ABD/İsrail–İran Harbi” dediğimiz savaş gibisine rastlamamıştır. Bunun birçok sebebi vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

a) Bu savaş “dijitalizm çağında” gerçekleşmektedir. Yani iletişimin zirve yaptığı bir dönemde. Milyonlarca haber, milyonlarca yorumcu, milyonlarca görüş… Herkes yorumcu, herkes savaş muhabiri, herkes harp uzmanı.

b) Savaşın bir görünen failleri vardır, bir de görünmeyen özneleri.

c) Kim ne için savaşıyor? Savaşın ana sebebi nedir? Kim kiminle müttefik? Bunlar da net değildir.

d) Adı savaş ama ortada ne asker var, ne tank, ne top… Daha çok uçaklar ve füzeler konuşuyor.

e) Devlet başkanları ise sürekli çelişkili ve tutarsız açıklamalar yapmaktadır.

12 gün süren savaşın ardından ABD Başkanı Donald Trump, yapılan bombardımanın sonucunda İran’ın nükleer tesislerinin “yerle bir edildiğini” iddia etti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de bu iddiayı basın toplantısında tekrarladı.

(Eee, madem yok edildi; o hâlde şimdi niçin yeniden saldırıyorsunuz?)

Aynı savaş için, ABD’nin İran’ı vurmasının ardından şöyle demişti:

“Tebrikler Başkan Trump. ABD’nin muhteşem ve hakkaniyetli gücüyle İran’ın nükleer tesislerini hedef almaktaki cesur kararınız tarihi değiştirecek.”

(Demek ki tarih değişmemiş; çünkü bu yıl da zehirli bir yılan gibi sağa sola saldırmaya devam ediyorsun.)

12 gün süren savaşın ardından İran yönetimi savaşın kazanan tarafının kendisi olduğunu ilan etti ve büyük şehirlerde zafer kutlamaları yaptı. Ancak bu nasıl bir zaferse; zaferden sonra Siyonistler İran’ın liderlerini tek tek avladı. En sonunda en üst düzey isimlerden biri olan Hamaney bile öldürüldü.

4- Dünyada güya insan haklarını savunan hümanist, barışçıl ve insancıl örgütler

Irak savaşından önce petrole bulanmış bir kuşu günlerce televizyonlarda göstererek Saddam’a karşı savaş propagandası yaptılar. Bu propaganda sonucunda Saddam’la birlikte bir milyondan fazla Iraklı da öldürüldü.Daha dün Suriye’de YPG üyesi bir kadının saçının kesilmesine tepki göstermek için “saç örme eylemi” başlattılar.

Peki aynı örgütler:1-Gazze’de öldürülen 50 binden fazla çocuk için,2-Epstein skandallarında tecavüze uğrayan çocuklar için,3-İran’da bir ilkokula yapılan saldırıda öldürülen 160 kız çocuğu için neden tek kelime etmiyorlar?

YÖNETİM KAFASINI “KUM’A” GÖMMÜŞ

Bendeniz bir insan, bir Müslüman ve emekli bir tarih öğretmeni olarak şu temel inancımı ve vicdani görüşümü ifade etmek isterim: İran’ın ABD ve İsrail’e karşı zafer kazanmasını elbette isterim. Bu cümleyi söylerken İranın o çok büyük hata, ihanet ve kusurlarını unutmuş değilim Eğer bugün İran’ın düştüğü duruma Türkiye düşseydi, İran çoktan ABD ile iş birliği yapıp bizi parçalamak için harekete geçmiş olurdu...Bütün bunlara rağmen, “Bozguncu Yahudi” ile savaştığı için İran’ın kazanmasını isterim. Çünkü ABD, Batı ve İsrail’in zulmü ve katliamları İran’ın yaptıklarından kat kat fazladır. Siyonistlerin kazanması bizim için çok daha kötü sonuçlar doğuracaktır.

Savaşın şu ana kadarki gelişmelerine bakıldığında ise mollaların gerçeklerden ve halktan kopuk bir hayat sürdükleri görülmektedir. Yöneticiler adeta kafalarını Kum’a (İran’daki Kum şehrine) gömmüş gibidir.

EN BÜYÜK TEHLİKE: Şİİ–SÜNNİ SAVAŞI

İran hem 12 gün süren savaşta hem de son saldırılarda birçok önemli yöneticisini kaybetti. Bu kayıplar, sanki ülkenin itidalini kaybetmesine yol açmış gibi görünüyor. Çünkü İsrail ve ABD’ye atılması gereken bazı füzelerin alakasız ülkelere yöneldiği iddia ediliyor. Körfez ülkelerine, Nahçıvan’a ve hatta Türkiye’ye düşen bazı füzeler buna örnek gösteriliyor. İran bunların bir kısmını kabul etmiyor. Ancak tarih boyunca mezhebi inancının önemli bir unsuru olan “takiye” sebebiyle sözleri pek güven uyandırmıyor. Bu gaflet —veya içerideki ajanların ihaneti— Allah korusun, bir Şii–Sünni savaşına yol açabilir. Yahudi’nin istediği de zaten tam olarak budur.

FÜZELER KONUŞUYOR, HAKİKAT SUSUYOR

Tarafların bu kadar karışık olduğu bir ortamda şu sorulara net cevap vermek oldukça güçtür:

a-Kim kiminle savaşıyor?b- ABD, ülkesine 11 bin kilometre uzaklıktaki İran’dan ne istemektedir?c- Daha dün ABD, Irak’ı ve Afganistan’ı işgal ederken İran’dan yardım almamış mıydı?d- Azerbaycan, Ermenistan’la savaşırken İran Ermenistan’a daha yakın bir tavır sergilemedi mi?e- Yıllardır İran, Irak ve Suriye’de ABD’nin göz yumması sayesinde ciddi bir nüfuz elde etmedi mi?f- Bütün bunların yanında İran, bu kadar büyük petrol zenginliğine sahip olmasına rağmen halkının büyük bölümünü yoksulluktan niçin kurtaramadı?

Bu sorulara net cevap vermek için Siyonistlerin emellerini Batı kültürünün o kan içici doymak bilmeyen damarını, Şia’ inancındaki devlet ve toplum anlayışındaki yanlışlıkları bilmek gerekir. Batı, dünde haçlı ruhuna sahipti bugün de. İran, dün de en büyük düşman olarak (kafirler yerine) başka mezhepleri görüyordu bugün de.

Rabbim tüm insanlığın tekmil Ümmet-i Muhammed’in yar ve yardımcısı olsun. Âmin


© Habername