menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GENÇLİK VE GELECEK VİZYONU

7 0
12.10.2026

Prof.Dr. Nevzat Tarhan’ın Düzce Üniversitesi açılış konulmasından faydalanılarak hazırlanmıştır. 7/10/2026

1. Sürekli Gelişim: Öğrenen Organizma ve Zaman Yönetimi

Geleceğimizi inşa edecek gençler ; sürekli öğrenen ve yenilenen “canlı organizma” gibi hareket etmelidir. Unutulmamalıdır ki öğrenmenin ve gelişmenin bittiği yerde ilerleme durur, gerileme başlar.

Zaman En Kıymetli Sermayedir: Telafisi imkânsız tek varlığımız zamandır. Yapılması gerekenleri sürekli geleceğe havale etmek anlamına gelen erteleme hastalığı, zihinsel ve kişisel potansiyelimizin önüne çekilmiş en büyük settir.

Aristo, ufak menfaatler için kumar oynayan öğrencilerine öfkelendiğinde, öğrencileri kayıplarının çok az olduğunu iddia ettiler. Aristo ise onlara unutulmaz bir karşılık verdi:

“Küçük paralar kaybediyor olabilirsiniz; fakat asıl büyük kaybınız, paha biçilemez zamanınızı boş şeylere harcıyor olmanızdır.”

Net Hedefler : “Yarın çalışacağım” gibi muğlak niyetler yerine; zamana bağlı, ölçülebilir ve somut hedefler konulmalıdır. ‘Yarın saat 10-12 arası ders çalışacağım’ veya ‘Yarın 2 saat ders çalışacağım’ gibi net hedefler belirlenmelidir.

İktisat ve Maksat Kavramı ; Dilimizdeki iktisat kelimesi kökünü maksat (gaye) sözcüğünden alır. Hayatında net bir amacı ve pusulası olmayan bir insanın ne zamanını ne de kaynaklarını verimli kullanması mümkündür. Rotası belli olmayan gemiye hiç bir rüzgar yardım edemez derler.

Öncelikler ve Usul: Hayat yolculuğunda ehem (en kritik/hayati olan), her zaman mühim (önemli olan) olandan önce gelmelidir. Doğru kararlar alabilmenin yolu önem sıralamasını doğru yapmaktır.

Ayrıca usul, esastan önce gelir; doğru amaca ancak doğru yöntem ve yaklaşımla ulaşılabilir. Yanlış usul ve araçlarla doğru amaca varılamaz. Yine meşhur sözdür; Kem alet ile kemalat olmaz.

2. Değerler, Teknoloji ve Yapay Zekâ: İnsanlığın Yeni Eşiği

Ahlak ve değerler sistemimiz yolumuzu aydınlatan bir pusula, teknoloji ise bizi hedefe taşıyan bir araçtır. Pusulanız yanlış yönü gösteriyorsa, aracınız ne kadar hızlı olursa olsun sizi hedefinizden o kadar uzaklaştırır. Bindiğiniz tren doğru istikamette gitmiyorsa ne kadar hızlı olduğunun önemi yoktur.

Teknolojik Kibir ve Titanic İbreti: 1912’de “Tanrı bile batıramaz” denilen Titanic’i sulara gömen kibir neyse, bugün yapay zekaya duyulan kontrolsüz güven ve dijital diktatörlük de aynı şekilde risklidir. Gerçek medeniyet sürü psikolojisinde olduğu gibi taklit etmek değil, kendi köklerinden beslenerek evrensel ölçekte bilim ve teknoloji üretebilmektir.

Yapay Zekâ: Asistan mı, Üstat mı?: Yapay zekâ verimliliği artıran harika bir asistandır; ancak aklımıza ve ruhumuza yön veren bir üstat değildir. O, dizginleri ve kontrolü her daim insanda olması gereken “vahşi bir at” gibidir. Dizginlenmezse insanı felakete götürebilir.

Soğuk Mantık ve Empati Yoksunluğu: Yapay zekâ veriyi işler ama ruhu hissedemez. Yapay zekadan nitelikli çıktı almak doğru ve çapraz soru sorma sanatına bağlıdır; ancak yine de derin bir acı veya depresyon karşısında empati kuramaz, sadece soğuk bir mantık sunar. İntihar fikri olan birinin sorusuna mekanik olarak İstanbul’daki yüksek yerleri anlatabilir.

Ahlaki Boyut: Değerlerden yoksun bir anlayışın elinde teknoloji yalnız başına iyilik üretmez. Geleceği inşa etmek için........

© Habername