menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Buhoodle’ye Mutluluk Da Yağar Mı?

4 0
previous day

SOMALİ GÜNLÜKLERİ 16 (I)

Buhoodle’ye Mutluluk Da Yağar Mı?

Gece müthiş bir yağmur yağmıştı. Öyle böyle değil; pencerelerden içeri su akmıştı.

Buhoodle’de haftalarca yağmur yüzü görmediğimiz olurdu. Yağmur mevsiminde bile yağışlar düzenli değildi. Ama bir başladı mı bütün şiddetiyle bastırırdı. Çoğu zaman kısa sürer, bazen de saatlerce yağardı. Sonra güneş çıkar, kızıl toprak hızla kurumaya başlardı. Birkaç saat önce her yanı kaplayan sular çekilir, yağmurdan geriye pek az iz kalırdı.

Yağmur gündüz bastırdığında öğrencilerin sevincini görmeliydiniz. Dışarı çıkıyor, sağanağın altında dolaşıyor, iliklerine kadar ıslanıyorlardı. Bir gün ben de aynı duyguyu yaşadım. Üzerimde kuru bir yer kalmamıştı.

Yağmur sevinci benim de iliklerime kadar işledi

Yağmur sabaha doğru dindi. Tan yeri ağarırken dışarı çıkıp çevreye baktım.

Lojman bloğumuzla karşıdaki mescit arasında küçük bir göl oluşmuştu. Tan yerinin hafif kızıllığı suya vuruyordu. Her gün yan yana dalgalandıklarını gördüğüm iki bayrak şimdi suya yansıyordu.

Gökyüzünün renkleri de onlara karışmıştı. Uzun uzun seyrettim.

Biri vatanımın, öteki artık ikinci vatanım saydığım Somali’nin bayrağıydı. Kırmızıyla mavi, yan yana…

İkisini birlikte görmek içimi ısıtıyordu. Yan yana dalgalandıklarında birbirine kucak açmış iki kardeş gibi hissediyordum onları.

Kuş uçmaz, kervan geçmez diyecek kadar ıssız bir yerde zaman zaman kendimi yapayalnız hissediyordum. Ama o bayrakları gördüğümde bu duygu dağılıp gidiyordu.

Buhoodle’de yağmurun ardından tan yeri. Suya düşen iki bayrak.

Yüreğimi dağlayan, içimi acıtan, kelimelerimi tüketen bu evrenin içinde güzel şeyler de yaşamıyor değildim.

Lojmanımdaki tadilat başlamıştı. Pencereler yenilenecek, giriş ve çalışma odamın kapılarına kilitlenebilir çelik kapılar takılacak, tuvaletle banyonun bulunduğu küçük geçide PVC kapı yapılacaktı. Çalışma odamın zemini değiştirilecek, giriş koridoruna bir tezgâh ve lavabo eklenecekti.

Tadilat sürecinde öğretmenlerin boşalttığı karşı lojmana geçtim. Yapılanları yakından takip ediyordum.

Özellikle tezgâhın yapılmasını bekliyordum. Yiyecek hazırlayabileceğim, tenceremi koyabileceğim bir yerim olacaktı.

Sonunda tezgâhım bitti. Nasıl yaptılar, bir görseniz…

İki yana kalın briketlerden ayaklar örmüş, üzerine beton döküp fayansla kaplamışlardı.

Ortaya neredeyse göğsüme kadar yükselen bir tezgâh çıkmıştı.

Sebebi de basitti aslında. Briketleri istenilen ölçüde düzgünce kesme imkânı olmayınca tezgâhın yüksekliği kullanılan briketlerin sayısına bağlı kalmıştı. Bir sıra eksik olsa alçak, bir sıra fazla olsa yüksek olacaktı.

Benim tezgâh yüksek olanından nasibini almıştı!

Altına çekmeceler yapılacaktı, yapılmadı. Yanına lavabo konulacaktı, o da olmadı. Lavabo olarak yine tuvaletle banyonun bulunduğu yeri kullanacaktım.

Yüksek de olsa artık bir tezgâhım vardı.

Koridora yapılan tezgâh. Solda önden, sağda yandan

Lojmanımın zemini de pek düz değildi. Yatağımda uzandığımda sağa doğru kaymamı, banyoda yere........

© Habername