Biyo
SOMALİ GÜNLÜKLERİ — 14
Şangala'yı ilk gördüğüm gün, insanlığın sıfır noktasını gördüğümü sanmıştım.
Sıfırın altı da varmış.
Ama önce Şangala'yı bir kez daha anlatmam lazım. Çünkü sıfırın altını tarif edebilmenin tek yolu, sıfırı doğru tarif etmekten geçiyor.
Buhoodle'de hayat ağır çekim bir film gibi ilerliyordu. Türkiye'den Deniz Feneri Derneği aracılığıyla yürüttüğümüz yardım çalışmaları Şangala kampı merkezliydi.
Bir gün Ankara'daki merkezden, Şangala'da bir su kuyusu açılması için ön araştırma yapmam istendi.
Bildiğim kadarıyla, Buhoodle'nin geneline hizmet edecek kapsamlı bir su projesi için Deniz Feneri ile Kızılay daha önce fizibilite yapmıştı. Bu, yalnızca bir kuyu açılmasından ibaret değildi; kuyuyla birlikte suyun bütün yerleşime ulaştırılacağı altyapı ve şebeke sisteminin de kurulması gerekiyordu. Dolayısıyla sıradan bir kuyuya kıyasla çok daha büyük ve yüksek maliyetli bir projeydi. Gerekli finansman sağlanamadığı için o tarihte hayata geçirilememişti.
Benden istenen bu değildi: Şangala'nın içinde, insanların ortak kullanabileceği küçük ve maliyeti makul bir kuyu.
Şangala'da su, herkesin rahatlıkla ulaşabildiği bir şey değildi.
Birkaç doları olan, eşek arabasıyla su getirtiyor; kısa süreli de olsa ihtiyacını görüyordu. Parası olmayan, suyunu yakındaki yağmur sularıyla dolan bir gölcükten temin ediyordu. Göl kuruduğunda ise göl yatağında elle açılmış bir kuyuya gidiyordu.
Ama o kuyunun suyu artık kuyuyu açanın ticari hizmetiydi.
Kuruyan gölün dibinden çıkan suyun bile bir fiyatı vardı.
İçim acıdı. Bazen en yakınındakine en uzak olmak, böyle bir şeymiş.
O gölün yanına kuyu açılabileceği söylendi. Ben kampın merkezine açılacak bir kuyunun asıl ve öncelikli hizmet olacağını söyledim. Arazi şartları sebebiyle bunun ne kadar zor ve masraflı olabileceğini konuşuyorduk. Tam o esnada bir ailenin çevrili alanına eşek arabasıyla su taşındığını gördüm.
Kuyunun ne kadar elzem olduğunu bir kez daha düşündüm. Ama kolay olmayacağı gün gibi aşikârdı.
Bunun dernek merkezli düşünülmesi gereken bir hizmet olduğunu söylüyordum; ama o gün gördüm ki yerel halkın desteği ve emeği de olmalıydı. Bir de kontrol ve denetim meselesi vardı. Gölün suyunu ticarileştirenin hemen yanına ortak kullanıma açık bir kuyu açmak, o kuyuya erişimin gerçekten serbest kalıp kalmayacağı konusunda baştan kuşku doğurabilirdi. Akıllıca olmayacaktı.
Gölün yanına kuyu açmaktan vazgeçtik. Orada açılsa adı halkın kuyusu olurdu; ama er geç birilerinin tasarrufuna girebilirdi. Üstelik kampa, kampın işini görecek kadar yakın da değildi.
Kampın merkezine de açamadık. Toprak sertti; suya ulaşmak için çok derine inmek gerekiyordu.
Sonuçta bu, bir öğretmenin saha araştırmasıyla çözülebilecek bir mesele değildi.
Kuyunun hikâyesi benim açımdan orada bitti.
Şangala'da, en aza inmiş de olsa, bir ekonomi vardı.
Kampta bir bakkal gördüm. Bakkal demek de doğru değildi: yerde bir avuç patates, soğan, çocuklar için süt tozu, abur cubur, belki de tarihi geçmiş birkaç paketli gıda vardı.
Birkaç dolarlık bir ticari hacimden bahsediyorum. Fiilen nakit para kullanımı neredeyse yok denecek kadar azdı. Yerel para biriminin alım gücü o kadar düşüktü ki on dolara karşılık gelen para, iki elinizle ancak kavrayabileceğiniz bir balyayı andırıyordu: yıpranmış, eskimiş, tomar tomar kâğıt.
Telefon, internet, elektrik ve mobil ödeme hizmetlerini tek bir şirket sağlıyordu. Neredeyse herkeste tuşlu telefon vardı ve telefon numarası aynı zamanda hesap numarasıydı. Servis sağlayıcı her numara için kendi sisteminde bir hesap açıyor; insanlar ellerindeki beş on doları, yani çoğu zaman bütün servetlerini, orada tutuyordu. İnternet olmadan, tuşlu telefonlarından birbirlerine para gönderebiliyorlardı.
Bu mobil ödeme sisteminin adı ZAAD'dı. ZAAD hesap numaralarını her yerde görmek mümkündü; bu numaralar mescitlerin duvarlarında bile asılıydı. Dilenci bile yardımın o numara üzerinden gönderilmesini istiyordu.
Bazı barınaklar daha korunaklıydı. Yekpare örtüleri vardı; birkaçına sacdan kapı bile eklenmişti. Yani Şangala'da bile ekonomik farklar oluşmaya başlamıştı.
Kapitalizm, vahşi ve adaletsiz........
