menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FİLYOS’TA GÖRDÜĞÜMÜZ TÜRKİYE: ENERJİDE BAĞIMSIZLIK İÇİN BÜYÜK MÜCADELE

7 0
19.10.2026

Bazı yolculuklar vardır, yalnızca bir yere gitmekten ibaret değildir. Gördükleriniz, duyduklarınız ve bizzat şahit olduklarınız, ülkenize dair düşüncelerinizi daha da derinleştirir. Filyos’a yaptığımız yolculuk da benim için tam olarak böyle bir anlam taşıdı. Türkiye’nin enerji alanında nereden nereye geldiğini, hangi hedeflere yürüdüğünü ve bu hedefler uğruna nasıl büyük bir emek verildiğini yerinde görmek, insanın yüreğinde tarif edilmesi güç bir gurur oluşturuyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın davetiyle, yaklaşık 22-25 gazeteciden oluşan özel bir basın heyetiyle Filyos’taydık. Amacımız, Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi’nin Karadeniz’deki görev alanına uğurlanmasına tanıklık etmekti. Ancak orada gördüklerimiz, bir uğurlama töreninin çok daha ötesindeydi. Filyos’ta Türkiye’nin enerji geleceğine ilişkin büyük bir mücadelenin, uzun soluklu bir emeğin ve kararlılığın izlerini gördük.

Filyos’a girdiğiniz andan itibaren sizi etkileyen bambaşka bir dünya karşılıyor. Türk Petrolü Anonim Ortaklığı’nın işlettiği liman ve çevresindeki tesisler, büyüklüğüyle insanı hayrete düşürüyor. Nizamiyeden içeri adımınızı attığınızda, yalnızca bir limana değil, adeta devasa bir sanayi bölgesine girmiş olduğunuzu hissediyorsunuz. Tesislerin büyüklüğü, hareketlilik, çalışma düzeni ve sahadaki yoğunluk, burada nasıl büyük bir organizasyonun yürütüldüğünü açıkça ortaya koyuyor.

Binlerce insan, Türkiye’nin enerji potansiyelini ekonomiye kazandırmak için büyük bir emek ve özveriyle çalışıyor. Herkesin bir görevi, her çalışmanın bir amacı var. Kimi teknik altyapıda, kimi üretim hazırlıklarında, kimi de denizlerdeki operasyonların yürütülmesinde görev alıyor. Bütün bu faaliyetlerin ortak noktası ise Türkiye’nin enerji ihtiyacını mümkün olduğunca kendi kaynaklarıyla karşılayabilmesi.

Limanın içerisinde ilerledikçe demirlemiş devasa gemiler ve deniz araçları karşımıza çıkıyor. Bir tarafta doğal gaz üretimi için Karadeniz’e açılmaya hazırlanan Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu, diğer tarafta Fatih ve Kanuni isimli sondaj gemileri… Bu araçların büyüklüğünü, teknik donanımlarını ve üstlendikleri görevleri gördüğünüzde Türkiye’nin denizlerde yürüttüğü çalışmaların boyutunu daha iyi anlıyorsunuz.

İşte o an insanın aklından tek bir düşünce geçiyor: Bu ülkenin imkânları var, insan kaynağı var, yetişmiş kadroları var ve bütün bunları harekete geçirecek bir hedefe ihtiyacı var. Filyos’ta gördüğüm tablo, bu hedef doğrultusunda ciddi bir çalışma yürütüldüğünü gösteriyordu.

Elbette enerjide bağımsızlık, bir günde ulaşılabilecek bir hedef değil. Bunun için arama yapılacak, sondaj gerçekleştirilecek, bulunan kaynaklar üretime kazandırılacak, tesisler kurulacak ve milyarlarca liralık yatırımlar hayata geçirilecek. Bütün bunların yanında teknoloji, yetişmiş insan gücü ve yıllar boyunca sürdürülecek bir kararlılık gerekiyor. Filyos, bu uzun mücadelenin önemli merkezlerinden biri olarak karşımızda duruyordu.

Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu’nun Karadeniz’deki görev alanına uğurlanması da bu mücadelenin yeni ve önemli bir aşamasıydı. Sakarya Gaz Sahası’nda üretim kapasitesinin artırılması amacıyla görev yapacak platform, Türkiye’nin denizlerdeki doğal gaz çalışmalarında yeni bir dönemi temsil ediyor. Burada mesele yalnızca bir geminin denize açılması değil; doğal gazın denizden çıkarılması, işlenmesi ve vatandaşın kullanımına sunulması için kurulan büyük sistemin daha da güçlendirilmesi.

BAYRAKTAR’IN GÖZLERİNDE TÜRKİYE’NİN ENERJİ HEDEFLERİNİ GÖRDÜM

Törenin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile özel bir toplantıda bir araya geldik. Küçük ama soruları ve merakı büyük bir gazeteci heyeti olarak, Türkiye’nin enerji geleceğine ilişkin pek çok konuyu doğrudan bakana sorma fırsatı bulduk.

Toplantının en dikkat çekici taraflarından biri, Bakan Bayraktar’ın sorularımıza yaklaşımıydı. Enerji gibi teknik ayrıntıları, büyük yatırımları ve uzun vadeli planlamaları içeren bir alanda gazetecilerin yönelttiği sorulara açık ve anlaşılır cevaplar vermeye çalıştı. Bizler de bu sayede daha önce ayrıntılarını bilmediğimiz birçok konu hakkında bilgi edinme fırsatı yakaladık.

Benim açımdan bu buluşmanın en önemli izlenimlerinden biri, Türkiye’nin enerji alanındaki hedeflerine ilişkin ortaya konulan kararlılıktı. Bakanın anlattıkları, enerji meselesinin yalnızca bugünün tüketimini karşılamakla sınırlı olmadığını gösteriyordu. Asıl hedef, gelecekte büyüyecek Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir altyapı oluşturmak, yerli kaynakların üretimdeki payını artırmak ve dışa bağımlılığın oluşturduğu ekonomik yükü azaltmak.

Enerji Bakanlığı gibi stratejik öneme sahip bir kurumda çalışmak, yalnızca bugünün sorunlarına cevap vermeyi değil, yarının ihtiyaçlarını da hesaplamayı gerektiriyor. Doğal gazdan petrole, madencilikten nükleer enerjiye, elektrik üretiminden yeni teknolojilerin ihtiyaç duyduğu enerji altyapısına kadar geniş bir alanı yönetmek kolay bir iş değil. Her başlığın kendi içerisinde ayrı bir planlaması, yatırımı, riski ve sorumluluğu bulunuyor.

Toplantı boyunca anlatılanlar, bu alanların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye büyüdükçe enerji ihtiyacı da artıyor. Sanayinin üretimini sürdürebilmesi, fabrikaların çalışması, vatandaşların evlerinde ısınması ve yeni teknolojilerin gelişmesi için kesintisiz, erişilebilir ve güvenilir enerji gerekiyor.

Böylesine büyük bir sorumluluğun altında çalışan bir bakanın önündeki mesele, yalnızca bugünkü üretim rakamlarını yükseltmek değil; Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ihtiyaç duyacağı enerjiyi de bugünden planlamak.

İKİ OKAN’IN ARASINDA TUTULAN BİR DİLEK!

Toplantının başında yaşanan küçük bir diyalog ise hafızamda ayrı bir yer edindi.

Bakan Bayraktar içeri girer girmez kendisine, esprili bir şekilde, “Sayın........

© Haberler