Sınırlar
Bir insanın kendine “hayır” dediği yerde başlar sınır. Başkasına değil, önce kendine. Çünkü sınır çizmek çoğu zaman bir başkasını kırmak değil, kendini kaybetmemektir. Ama bunu öğrenmek, hayatın en zor ve en az öğretilen derslerinden biridir.
Hepimiz bir yerlerde “hayır” demeyi öğrenirken suçluluk duyduk. Bizden bir şey istenmişti: belki bir iyilik, belki bir fedakârlık, belki sadece biraz daha sabır. İçimizden bir ses “Yapmak istemiyorum.” dedi ama dışımızdan çıkan ses “tamam” oldu. Çünkü “hayır” demek bize hep bencillik gibi öğretildi. Oysa sınır bencillik değildir, kendine karşı dürüstlüktür.
Sınırlarını koruyabilen insan, duvarlar ören insan değildir. Sınır, bir köprüyü yıkmak değil, o köprünün nerede başlayıp nerede bittiğini bilmektir. Kiminle ne kadar yakın olacağını, neyi paylaşıp neyi saklayacağını, neye evet deyip neye hayır diyeceğini bilmek… İşte bu, insanın kendi hayatının mimarı olduğunun en somut kanıtıdır.
Ama bu mimarlık kolay değil. Çünkü sınır çizmek bazen sevdiğin insanları üzmek pahasına yapılır. Bazen........
