Okul Saldırıları Artıyor: Güvenlik Kameraları Değil, Ruhsal İyileşme Şart
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde okul saldırılarının artışına ne yazık ki sıkça tanık oluyoruz. Her yeni haberle içimiz sızlıyor, ekran başında kilitlenip “Bir daha olmasın.” diyoruz; ama kısa süre sonra bir başka acı haberle sarsılıyoruz. Peki, bu trajediler neden artıyor ve biz toplum olarak gerçeğin neresindeyiz?
Öncelikle şu acı gerçeği kabul etmeliyiz: Bu saldırılar asla tesadüfen ortaya çıkmıyor. Saldırganların büyük çoğunluğu yıllarca görmezden gelinmiş, şiddetle örselenmiş, akran zorbalığına uğramış, aile içi şiddet görmüş ya da ruhsal sorunları zamanında fark edilmemiş bireylerden oluşuyor. Başka bir deyişle, okul saldırıları toplumun halı altına süpürdüğü, görmezden geldiği yaraların en kanlı ve acı şekilde dışa vurumudur.
Şiddet Evde Başlar, Evde Çözülür
Bir çocuk dünyaya şiddet eğilimiyle gelmez; şiddeti öğrenir. Evde şahit olduğu kavgalardan, maruz kaldığı istismardan, ilgisizlikten ve bitmek bilmeyen baskılardan öğrenir. Dolayısıyla sorunun kök nedenine inmek istiyorsak önce aile yapısını ele almalıyız.
Burada ailelerin rehabilitasyonundan kasıt sadece sorunlu ebeveynleri cezalandırmak veya etiketlemek değildir. Ebeveynlik eğitimleri, öfke yönetimi programları, çocuk gelişimi seminerleri ve erişilebilir ruhsal destek hizmetleri... Bunlar modern bir toplum için asla lüks değil, hayati birer zorunluluktur. Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı ailelerin omuzlarında yükselebilir. Unutmayalım ki........
