Ölen Çocuklar Büyüyemez
Son zamanlarda kendime sıkça şu soruyu soruyorum: İnsan, bir başkasının felaketine ne kadar süre bakarsa onu hayatının olağan bir parçası saymaya başlar?
Belki de çağımızın en büyük ahlak problemi kötülüğün varlığı değil, kötülüğe alışma kabiliyetimizin bu kadar gelişmiş olmasıdır.
Gazze’yi düşünürken beni en fazla ürküten de bu.
İlk bombalarda irkildik. İlk yıkılan hastanelerde öfkelendik. Enkazdan çıkarılan ilk çocukların görüntülerine bakamadık. Sonra rakamlar büyüdü. Onlarca, yüzlerce, binlerce…
Ve insan hayatı, insan zihninin taşıyamayacağı kadar büyük sayılara dönüştüğünde tuhaf bir şey oluyor: Acı istatistiğe dönüşüyor.
Oysa hiçbir çocuk istatistik değildir.
Geçtiğimiz günlerde Eminönü Meydanı’nda düzenlenen “İstanbul’un Anneleri, Gazze’nin Çocuklarıyla” Hayır Çarşısı’nda iki gün boyunca bunu düşündüm.
AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde, Filistin’e Destek Platformu ve Kızılay İstanbul iş birliğiyle gerçekleştirilen organizasyonda İstanbul’un dört bir yanından kadınlar, gençler, gönüllüler ve bağışçılar Gazze için bir araya geldiler.
Tezgâhlarda yiyecekler, el emeği ürünler vardı. Fakat bana kalırsa orada asıl sergilenen şey, insanın başka bir insanın acısını hâlâ kendi meselesi sayabilme iradesiydi.
Sadece dünyanın gündemindeki sırası değişti. Türkiye için ise durum hiç değişmedi. Gazze, bizim gündemimizin ilk sıralarında yer almaya devam etti.
Burada hakkını teslim etmemiz gereken bir kararlılık var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Gazze meselesini uluslararası platformlarda gündemde tutmayı ve Filistin halkının yaşadıklarına dikkat çekmeyi sürdürüyor. Sayın Emine........
