menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nurculuk Bahane Soygun Şahane!

233 0
29.09.2026

(Yeni Nesil FETÖ yapılanmaları ve yüzlerine geçirdikleri fonlu maskeler)   Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından başlatılan geniş çaplı piyasa dolandırıcılığı soruşturması, Türkiye'de dini yapıların finansal ağları ve geçmiş dönem bağları üzerindeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Katılımevim ve Pusula Holding merkezli yürütülen, 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesini kapsayan bu soruşturmada, en çok dikkat çeken durum, “Nur Mektebi İlim ve Kültür Derneği” başkanı Uğur Akkafa’nın gözaltına alınması ve tutuklanması olmuştur. Aslında bu şaşırtıcı bir durum değildir. Yıllardır bu tür yapıların FETÖ’nün yeniden yapılanmasında aracı olarak kullanıldığı kamuoyunda binlerce kez yazılıp söylenmiştir. Kamuoyunda "faizsiz finans" ve "Nurculuk" söylemleriyle öne çıkan aktörlerin, milyarlarca liralık fon hareketleri ve FETÖ iltisakı iddialarıyla yargıya taşınması derinlemesine incelenmesi gereken bir ilişkiler ağını ortaya koymaktadır. Yaşanan olaylara baktığımızda ister istemez “Nurculuk bahane, soygun şahane” demek zorunda kalıyoruz. Çünkü her seferinden milleti soyanlar her zaman milletin değer verdiklerini yüzlerine maske olarak geçirmekten çekinmiyorlar. Kur’an’ın “Allah ile aldatmayın/ Aldanmayın” ikazlarına uymayanlar (belki de Rabbimizin bir tokadı olarak) her adımda yüzüne maske geçiren bu istismarcılar tarafından aldatılıyor. Çünkü ayette Rabbimiz, “Başınıza gelen musibetler ellerinizle işlediklerinizden dolayıdır. “ (Şura, 30) buyurmaktadır. MASAK ve SPK raporlarına yansıyan tespitlere göre, Katılımevim Tasarruflu Finansman A.Ş. bünyesinde gerçekleştirilen işlemler vasıtasıyla "piyasa dolandırıcılığı" suçu işlendiği şüphesi doğmuştur. Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın yurt dışına lüks varlık transferleri yaptığı, İsviçre’deki banka hesaplarına milyarlarca liralık nakit aktardığı ve Yunanistan’da mülk edinerek oturum izni aldığı saptanmıştır. İslami finans ve yardımlaşma temaları altında toplanan tasarrufların arka planda borsa manipülasyonlarına, lüks tüketime ve yurt dışı finans ağlarına yönlendirildiğinin iddia edilmesi, soruşturmanın temel hukuki zeminini oluşturmaktadır.   UĞUR AKKAFA VE NUR MEKTEBİ Fon yolsuzluğu soruşturmasında gözaltına alınan şüpheli listesinin merkezinde, sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan Uğur Akkafa yer alması nurculuk adı altında yapılan istismarı da gündeme taşıdı. Akkafa’nın kurucusu ve başkanı olduğu İstanbul Ümraniye merkezli Nur Mektebi Derneği, daha önce de FETÖ iltisaklı kritik iddialarla gündeme gelmiştir. Nur Mektebi Derneği, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından yayımlanan Olağanüstü Hal (OHAL) Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) ile FETÖ iltisakı gerekçesiyle kapatılmış, ancak kısa süre sonra artık devreye hangi kudretli eller girdiyse bu karar kaldırılarak derneğin yeniden açılması sağlanmıştır. Basına ve sosyal medya mecralarına yansıyan iddialara göre, FETÖ firarisi Cemil Tokpınar’ın yurt dışına kaçmadan önce kuruluşundan itibaren Nur Mektebi bünyesinde dersler verdiği ve dernek çevreleriyle yakın ilişkide olduğu öne sürülmüştü. Yine sosyal medyada neredeyse Hergün bu tür yapıların FETÖ’nün yeniden yapılanma merkezleri olduğu hususunda birlerce iddia yazılıp çizilmiştir. Buna rağmen bu yapıların denetimsiz şekilde devasa boyutlara gelene kadar herhangi bir denetime tabi tutulmaması da kafaları karıştırmaktadır.   YENİ NESİL NURCULUK! FETÖ’nün 15 Temmuz sonrasında dershane, yurt ve vakıf ağlarının tasfiye edilmesiyle oluşan boşluk, sosyal medyayı etkin kullanan yeni nesil sözde "Nurcu" gençlik dernekleri tarafından doldurulmuştur. Burada istismarcıların yüzlerine geçirdikleri maske “Nurculuk” olmuştur. Said Nursi’nin peşinden gidenlerin kendilerine taktıkları bu sıfat değişik dönemlerde istismarlara kaynak olmuş ve maske olarak kullanılmıştır. Aynı maske 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ardından FETÖ’cüler tarafından da sık sık kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Yüzüne nurculuk maskesi geçirenlerin milleti nasıl dolandırdıkları meselesi hakkında güvenlik bürokrasisi tarafından bazı dikkat çeken faaliyetler tespit edilmiş ve kamuoyuyla paylaşılmıştır. Buna rağmen şimdiye kadar bir tedbirin alınmaması da aklımıza değişik istifhamların gelmesine sebep olmaktadır. Sözler Köşkü, Hayalhanem, Maksat 114 gibi milyonlarca takipçisi olan YouTube kanallarına sahip yapıların kurucu figürlerinin geçmişte Nur Mektebi ortamlarında yetiştiği iddia edilmektedir. Yani Nur mektebi yeni nesil grupların kadrolarının yetişme alanı olarak seçilmiş ve nurculuk maske olarak kullanılmıştır. Yüzüne nurcu maskesi geçirerek örgütlenen bu yapıların İstanbul, Ankara, Mersin gibi şehirlerde ve Almanya gibi yurt dışı merkezlerinde edindikleri çok katlı binalar ile yüksek maliyetli faaliyetlerin finansman kaynakları, Katılımevim operasyonuyla birlikte MASAK ve savcılık incelemelerinin merkezini oluşturmuştur. Devasa bir boyuta gelene kadar bu tür yapıların incelenmemesi ister istemez akıllara başka sorular getirmektedir.   NURCU GRUPLARIN TEPKİSİ Meydana gelen büyük yolsuzluk olayları sonrası bazı nurcu gruplar klasik savunma moduna geçerek şimdiye kadar hiç ses etmedikleri konuları öne sürmeye başlamışlardır. Mesela bir kısım nurcular, Uğur Akkafa ve bağlantılı derneklerin gerçek manada "Nurculuk" ile hiçbir bağı olmadığını savunmaktadır. Bu çevreler, söz konusu yapıların Risale-i Nur öğretisini şahsi menfaat, finans devşirme ve ticari nüfuz aracı olarak kullandığını ifade ederek "Para Mektebi" eleştirisinde bulunmuşlardır. Ancak bunu daha önce niçin yapmadıklarını açıklayamamışlardır. Aynı durum asrın münafığı Fetullah konusunda da yaşanmıştır. Fetullah’ın ihaneti ortaya çıkana kadar ona hoca diyenler daha sonra onun nurculukla alakası olmadığını açıklamışlardır. Hâlbuki Fetullah’a dizdikleri övgüler bugün bile arşivlerde çokça bulunmaktadır. Bir diğer nurcu grup ise yaşanan usulsüzlüklerin cemaatlerin geneline mal edilmemesi gerektiğini, yürütülen soruşturmaların dini hassasiyeti olan insanları hedef alan toptancı bir algı operasyonuna dönüştürülmemesini savunmaktadır. Aslına bakılırsa Uğur Akkafa ve Katılımevim çevresinde yoğunlaşan soruşturma, sadece bir borsa veya fon dolandırıcılığı vakası olmanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Mesele dini duyguların istismarı, cemaat maskesi altında yürütülen kontrolsüz finansal faaliyetler ve FETÖ’nün kripto ağlarının farklı adlar altında yaşamaya devam ettiği yönündeki şüphelerin adli makamlarca incelendiği karmaşık bir sürece işaret etmektedir. Olayın hukuki neticesi, Türkiye'deki cemaat-siyaset-finans üçgeninin gelecekteki denetim mekanizmaları açısından belirleyici bir emsal oluşturma potansiyeline sahiptir.   YAPILARIN ÖRGÜTLENME METOTLARI Yeni nesil grupların ve "Nurcu" olarak adlandırılan modern derneklerin (Sözler Köşkü, Hayalhanem, Çay House, Nur Mektebi vb.) sosyal medya üzerindeki örgütlenme metotları, geleneksel dini cemaatlerin klasik tebliğ yöntemlerinden taban tabana zıt bir yapı sergilemektedir. Bu yapılar, geleneksel dini söylemleri modern dijital pazarlama teknikleriyle harmanlayarak özellikle Z kuşağı ve genç yetişkinler üzerinde güçlü bir etki alanı oluşturmuştur. Bu yapıların sosyal medyadaki temel örgütlenme stratejileri, operasyonel mantıkları ve arka planındaki riskler şu başlıklar altında toplanmaktadır:   POPÜLER KÜLTÜR TUZAĞI Klasik nurcu grupların ağır ve akademik dini dili yerine, yeni nesil gruplar sosyal medyanın hızına ve estetiğine uygun içerikler üretir. Çektikleri videolarda gençleri ellerinin içine almak için "Ateistleri Susturan Cevap", "Evrim Teorisinin........

© Habererk