menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan ruhu yokmuş!

41 0
previous day

Son zamanlarda tıpkı tarihte materyalistlerin yaptığı gibi “Ruh yoktur.” diyenler çıkmış, şahsi ve indi yorumlarını Kur’an’a mal ederek kendilerine yer edinmeye çalışmaktadırlar.

Ruh, özet olarak “hayatın kendisine bağlı olduğu öz” şeklinde tarif edilmektedir.

Kelamcılara göre insan ruhu; ana rahminde insana melek tarafından üflenen ve ölümü anında ise insan bedeninden çıkarılan hakikatlerdir.  

Farklı tarifleri yapılmakla birlikte ruhu şöyle tarifte edebiliriz:

 “Ana rahminde oluşması sırasında melek tarafından insanın bedenine üflenen ve ölümü anında insan bedeninden çıkarılan idrak edici ve bilici hakikatidir.”

İnsanın şuurlu, algılayıcı ve bilici varlık olabilmesi için öncelikle biyolojik canlılığa sahip kılınan bedeni yaratılır, canlı organizma teşekkül etmeye başlayınca ruhu buna eklenir.

İsra suresi 88. ayette, “Sana ruhtan soruyorlar. De ki: “Ruh Rabbimin işlerinden bir iştir ve size onunla ilgili pek az bilgi verilmiştir.” buyrularak insanlara ruhun mahiyeti hakkında sınırlı bilgi verildiği ve onun gerçek bilgisinin ancak Allah (cc) katında olduğu ifade edilmiştir.

İnsan dünya hayatını ruh-beden bütünlüğü içinde yaşar; öldükten sonra bozulan bu bütünlük ahirette yeniden yaratılışla birlikte tekrar kazanılarak ebedî bir hayata dönüşür. Zira pek çok ayette (Bkz: Bakara, 25; Âl-i İmrân, 198; Hûd, 23; Kâf, 34) insanların öldükten sonra yeniden ruh-beden bütünlüğü içerisinde ebedî bir yaşam için diriltilecekleri haber verilmektedir. 

İnsan ruhu denilince canlılık, bilinç, akıl, idrak, irade gibi niteliklere sahip bir özden söz edilmiş olur. İnsanlar arasındaki fark da aynı ruh türü içinde değişik mertebelerde bulunmalarının sonucudur.

“Kur’an’da ruh yok” diyebilmek için Kuran’da açık biçimde 20 ayette 21 kez ruh kavramını görmezden gelmek gerekir. Bunca ayete rağmen hem de Kur’an adına ruh yoktur diyenlerin nasıl bir “Ruh hali” içinde olduklarını doğrusu ruh bilimcilerin ve psikiyatrların tespit etmesi gerekir.

Ruh, Allah’ın zatının bir parçası değil, kendi dışında yarattığı bir özdür. Şu ayeti kerimede “Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın.” (Hicr, 29) şeklinde ruhun Allah’a nispet edilmesi, ruhun önemine ve mertebesinin yüceliğine işaret etmek içindir. 

Allah’ın uykudaki insanın nefsini aldığını, “Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.” (Zümer, 42) ve ölümünden sonra ibret olması için Firavun’un bedenini geride bıraktığını “Ey Firavun! Senden sonra geleceklere ibret olması için, bugün senin bedenini cansız olarak kurtaracağız. İşte insanlardan birçoğu, hakikaten ayetlerimizden gafildirler.” (Yunus, 92) bildiren ayetlerde bedenin yanı sıra insanın nefsinin de bulunduğu belirtilerek ruh-beden ayırımına işaret edilmiş, âlimlerin çoğunluğu bu ayetlerdeki nefsin ruh anlamına geldiğini söylemiştir.

Bir insanın çocukluktan ölüme kadar süreç zamanda bedeni sürekli değişime uğrarken benlik şuurunun hiçbir değişikliğe uğramadan varlığını sürdürmesi insanın bedeni varlığından farklı bir unsurunun yani ruhunun bulunduğunu gösterir.

Varlıkları algılama, bilgi üretme ve Allah’a inanıp itaat etme kabiliyetinin sadece insanda bulunması da onun diğer canlılardan farklı bir ruha sahip olduğunu gösterir.

KUR’AN’DA KAÇ RUH VAR?

Kuran’da ruh birçok anlamda kullanılmıştır. Ruh kelimesinin Kuran’da “vahiy, emir, rahmet, hayat, melek vb.” gibi 8 ayrı manaya geldiği belirtilmektedir. 

BİRİNCİSİ insana üflenen ruhtur.

Allah’ın Âdem’i yaratırken ve her insanı ana rahminde şekillendirirken “ruhumdan üfledim” dediği ayetler vardır. Bu ayetler Kur’an’da, Hicr 29. ayette, “Ona bir biçim verdiğimde ve ona Ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek yere kapanın.”, Secde 9. ayette, “Sonra onu düzeltip bir biçime soktu ve ona Ruhundan üfledi.”, Sad 72. Ayette ise, “Ona Ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.”  şeklinde geçmektedir.

Ayetlerde geçen “ruhumdan” ifadesi tarih boyunca bütün tefsirci ve kelamcılara göre Allah’ın kudretini ve insana verdiği şerefi anlatmaktadır.

İKİNCİSİ Cebrail anlamında ruhtur.

Kuran’da “Rûhu’l-Kudüs” yani “Kutsal Ruh” ve “Rûhu’l-Emin” yani “Güvenilir Ruh” ifadeleri geçiyor. Bunlar büyük meleklerden biri olan Cebrail için kullanılmaktadır. (Bkz: Nahl, 102: Bakara, 87; Şuara, 193) 

ÜÇÜNCÜSÜ vahiy, emir, rahmet anlamında ruhtur.

Allah (cc) Nahl suresi 2. ayette: “Kullarından dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir.” Buyurmuştur. Buradaki “ruh” kelimesi vahiy anlamında kullanılmaktadır.

DÖRDÜNCÜSÜ Ruhun mahiyeti

Allah (cc) İsra suresi 85. ayette, “Sana ruhtan sorarlar; de ki: Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir.” buyurmaktadır. Burada açık biçimde ruhun tam mahiyetinin insanların bilgisi dışında bırakıldığı açıklanmaktadır. Kur’an ruhun varlığını kabul ediyor ama “âlem-i emirden bir mahlûk” olduğunu, detayını Allah’ın bildiğini söylüyor. 

BEŞİNCİSİ melek gibi metafizik varlıklar

Bazı ayetlerde ruhun meleklerle birlikte zikredilmesi, onun da melek gibi bir varlık olduğuna işaret sayılmıştır. Bu anlamda Kadir suresinde “melekler ve ruh iner” denmiştir.

RUH İLE NEFİS AYNI MI?

Kur’an’da bazen “nefs” kelimesi ruh anlamında da kullanılıyor. Mesela En’am suresi 93. ayette,  “Haydi canlarınızı, ruhlarınızı çıkarın” denilerek nefs kelimesi, ruh karşılığı kullanılmıştır. Ancak genel olarak nefis insanın bedensel/duygusal yönünü, ruh ise Allah’tan gelen hayat cevherini ifade eder. 

Kuran ruh kavramını hem insanın canı/hayatı, hem Cebrail, hem vahiy anlamında........

© Habererk