menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlk Türkçüler Solcuydu, İlk Solcular da Türkçü

369 0
31.03.2026

Türk Düşünce Hayatında Kopuşun Hikâyesi

Türk düşünce hayatında bazı sözler vardır ki sadece bir cümle değil, adeta bir dönemin özetidir. Attila İlhan’ın “İlk Türkçüler solcuydu, ilk solcular da Türkçü” sözü de bu cümlelerden biridir. Bu söz basit bir ideolojik tartışma değil, Türkiye’de fikir hayatının nasıl bölündüğünü, aydın tipinin nasıl değiştiğini ve Cumhuriyet’in kurucu fikrinden nasıl uzaklaşıldığını anlatan çok önemli bir tespittir.

Bugün Türkiye’de milliyetçilik ile solculuk birbirine tamamen zıt iki kutup gibi gösterilmektedir. Oysa Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına, hatta daha da geriye, İttihat ve Terakki dönemine baktığımızda durumun hiç de böyle olmadığını görürüz. O dönemin aydınları hem milliyetçiydi hem toplumcuydu, hem devletçiydi hem halkçıydı, hem modernleşmeciydi hem de anti-emperyalistti. Çünkü onların temel meselesi ideoloji değil, devletin ve milletin varlığıydı.

Kurtuluş Savaşı’nı yapan kadroya baktığımızda bunu çok net görürüz. Bu kadro anti-emperyalistti. Yani emperyalizme karşı mücadele ediyordu. Bu yönüyle bugünün kavramlarıyla bakıldığında sol bir duruşa sahipti. Ama aynı kadro aynı zamanda milliyetçiydi. Çünkü verilen mücadele bir sınıf mücadelesi değil, bir milli bağımsızlık mücadelesiydi. Yani o dönemde milliyetçilik ile toplumculuk birbirine zıt değil, birbirini tamamlayan iki düşünceydi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında milliyetçilik, halkçılık ve devletçilik birbirinden ayrı düşünülmüyordu. Devletçilik ekonomik bağımsızlığı, milliyetçilik siyasi bağımsızlığı, halkçılık ise sosyal adaleti temsil ediyordu. Bu üçü aslında aynı fikrin üç farklı yönüydü: Tam bağımsız Türkiye fikri.

Ziya Gökalp’e baktığımızda milliyetçi bir düşünür görürüz ama aynı zamanda toplumcu bir anlayışı vardır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na baktığımızda devletçi ve halkçı bir aydın görürüz.........

© Habererk