menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İyilik Nasıl Ölür?

13 0
yesterday

“Medeniyetler düşmanlarının gücüyle değil, içeriden kaybettikleri adalet ve güvenle çöker.”

Bu cümle, İbn Haldun’un düşünce dünyasının özeti gibidir.

Çünkü medeniyetlerin harcı taştan değil, güvenden yapılır.

Bir ülkenin hazinesi yalnızca altını, dövizi, fabrikaları ya da ordusu değildir. Asıl serveti, birbirine güvenen insanlarıdır. Güvenin bittiği yerde hukuk zayıflar, ahlak sessizleşir, vicdan yalnızlaşır ve sonunda iyilik ölür.

İyilik, kendisine emanet edilen güven kişisel menfaatlere dönüştürüldüğünde ölür.

Bir insanın cebinden çıkan para yeniden kazanılabilir.

Ama kalbinden çıkan güven, kolay kolay geri dönmez.

İşte bu yüzden sosyal sorumluluk, yardım kampanyaları ve hayır faaliyetleri yalnızca mali değil, ahlaki bir emanettir.

Bir sanatçının görevi yalnızca türkü/şarkı söylemek değildir. Milyonların sevgisini kazanmış bir sanatçı, aynı zamanda milyonların güvenini de omuzlarında taşır.

O güven; alkıştan daha ağır, şöhretten daha değerlidir.

Son günlerde Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında kamuoyuna yansıyan tartışmalar, Haluk Levent’in göz altına alınması yalnızca bir kişi veya bir dernek etrafında yaşanan gelişmeler olarak okunmamalıdır. Burada asıl sorgulanması gereken, toplumun en kıymetli sermayesi olan güvenin nasıl korunmadığıdır!

Sosyal sorumluluk adı altında toplanan her yardım, her bağış ve her emanet; en yüksek şeffaflığı, hesap verebilirliği ve ahlaki sorumluluğu gerektirir. Böyle bir güvenin zedelenmesine yol açabilecek her davranış ya da her tartışma, yalnızca ilgili kişi veya kuruma değil, iyilik fikrinin kendisine de zarar........

© Habererk