menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yoksulluğa Alışmak

13 0
17.08.2026

Eskiden yoksulluk sıra dışıydı. Yoksul insanlar elbette vardı; ancak yoksulluk, toplumun kolayca kabulleneceği sıradan bir hayat biçimi değildi. Devletin temel sorumluluklarından biri de yoksulluğu azaltmak, insanların insanca yaşayabileceği koşulları oluşturmaktı.

Şimdi ise başka bir tehlikeyle karşı karşıyayız: Yoksulluğun sıradanlaşması.

Çünkü insan, başına gelen pek çok şeye alışabiliyor. Soğuğa, sıcağa, acıya… Ama bir toplumun yoksulluğa alışması, yalnızca ekonomik değil; ahlaki ve vicdani bir aşınmanın da habercisidir.

Bugün pazara gittiğinizde insanların ilk baktığı şey ürünün kalitesi değil, fiyat etiketi. Kasapta “Bir kilo kuşbaşı” yerine “100 gram kıyma” isteyenlerin çoğalması, içinde yaşadığımız gerçeği anlatmaya yetiyor.

En acısı da şu: Bu manzara artık kimseyi şaşırtmıyor. Televizyonlarda açlık sınırı, yoksulluk sınırı, yaşam maliyeti ve enflasyon konuşuluyor. Rakamlar yükseliyor, grafikler değişiyor. Oysa gerçek hayat istatistiklerden ibaret değildir.

Gerçek hayat; maaşı yetmediği için torununa harçlık veremeyen emekli, okul gezisine gidemediği için sessizce ağlayan çocuk, faturasını ödeyebilmek için kendi ihtiyaçlarını erteleyen yaşlı kadın, diplomasını çekmecede bırakıp iş arayan gençtir.

Yoksulluk sadece........

© Habererk