Velayet-i Fakih'ten Hürmüz'e: İran'ın Güç Mimarisi ve Cenazeler Üzerinden Verilen Jeopolitik Mesaj
İran'ı anlamaya çalışan birçok analiz, ülkeyi sadece nükleer programı, yaptırımları veya İsrail ile yaşadığı gerilim üzerinden okur. Oysaki İran’ın asıl gücü, kırk yılı aşkın sürede inşa ettiği ideolojik devlet mimarisinde yatmaktadır. Bu mimarinin temel taşı ise Velayet-i Fakih sistemidir. Son dönemde yaşanan İsrail-İran çatışmaları, Hürmüz Boğazı tartışmaları, Suriye'de Esad yönetiminin zayıflaması ve üst düzey isimlerin cenaze törenleri ise, bu mimarinin nasıl işlediğini yeniden gözler önüne sermektedir. 1979’daki İran Devrimi yalnızca Şah rejimini devirmedi; aynı zamanda modern dünyada benzeri az görülen yeni bir siyasal model ortaya çıkardı. Bu modelin mimarı Ruhullah Humeyni idi. Humeyni'nin geliştirdiği Velayet-i Fakih, klasik Şii düşüncesindeki din adamının rehberliği anlayışını devlet yönetiminin merkezine taşıdı. Bu teoriye göre, On İkinci İmam'ın gaybet döneminde devleti en yetkin İslam hukukçusu yönetmeliydi. Fakat aynı zamanda: Cumhurbaşkanı seçilebilir, Parlamento çalışabilir, seçim yapılabilirdi.
1989'da Humeyni'nin ölümünün ardından dini lider olan Ali Hamaney, bu sistemi yalnızca devam ettirmedi; onu daha da kurumsallaştırdı. Bu dönemde; Devrim Muhafızları ekonomik dev haline geldi. Bölgesel vekil güç ağı kuruldu. Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen'de İran etkisi arttı. Askerî güç kadar ideolojik nüfuz da ihraç edildi. Uluslararası ilişkiler açısından bu model "ileri savunma doktrini" olarak da okunabilir. Yani İran; tehdidi kendi sınırlarında karşılamak yerine, bölgeye yaymayı tercih etti.
Peki, Esad neden İran için önemliydi? Aslında Suriye, İran açısından yalnızca bir müttefik değildi. Esad yönetimi; Hizbullah'a kara koridorunu sağlıyordu. Akdeniz'e açılan stratejik hattı oluşturuyordu. İsrail'e karşı caydırıcılığın önemli ayağıydı. Bu nedenle İran, Suriye iç savaşında milyarlarca dolar harcadı. Bu bağlamda Esad'ın zayıflaması yalnızca bir rejimin zayıflaması anlamına gelmiyordu. Bu aynı zamanda İran'ın kırk yılda kurduğu "Direniş Ekseni"nin en önemli halkasının da kırılması anlamına geliyordu.
İsrail-İran savaşı ve Hürmüz gündemine bakacak olursak; burada da İran'ın askeri kapasitesini yalnızca füze sayısıyla ölçmemiz doğru olmaz. İran’ın asıl kozlarından biri de, Hürmüz Boğazı'dır. Dünya petrol ticaretinin........
