menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rusya Almanya'yı Vuracak mı? Belarus'tan Berline'e Bir Savaş Senaryosu

32 0
05.09.2026

Son zamanlarda yaşanan Moskova ile Berlin arasındaki gerilim, klasik diplomatik kriz sınırlarını çoktan aşmış durumdadır.Almanya bir yandan Ukrayna’nın en önemli askerî ve ekonomik destekçilerinden biri hâline gelirken, Rusya diğer yandan Almanya’yı Avrupa’daki yeni güvenlik mimarisinin merkezindeki ülkelerden biri olarak konumlandırıyor.

 Bu bağlamda son günlerde basına yansıyan haberler de oldukça dikkat çekici görünüyor. Leipzig/Halle Havalimanı'nda Ukrayna'ya ait uçakların bulunduğu bölgede patlayıcı taşıyan bir İHA'nın bulunması, Almanya'da ciddi bir güvenlik krizine dönüştü. Alman hükümeti daha sonra saldırının arkasında Rus devlet kurumlarının bulunduğuna dair bulgular olduğunu açıkladı. Moskova ise suçlamaları reddediyor. 

Ardından Berlin Rus konsolosluğunu ve Rusya bağlantılı kültürel yapılanmaları hedef alan diplomatik tedbirler aldı; Moskova da Goethe-Institut'un Rusya'daki merkezlerini kapatma kararıyla karşılık verdi. Böylece Avrupa’da mesele yalnızca Ukrayna savaşından ibaret olmaktan çıktı. Şimdi gelinen son noktada; Moskova gerçekten Almanya'ya savaş açmaya mı hazırlanıyor, yoksa Almanya'yı savaşmadan geri adım attırmaya mı çalışıyor? PekiBelarus burada denklemin içinde mi? Ya da neden denklemin içinde? Aslında burada Belarus'u doğru yere koymak gerekiyor.Belarus, Rusya'nın vuracağı ilk ülke değil; tam tersine Moskova'nın Avrupa'ya karşı stratejik askerî mimarisinin ileri unsurlarından biridir. 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı saldırısında Belarus toprakları Rus kuvvetlerinin Kiev yönündeki operasyonlarında kullanılmıştı. 2026'da ise Ukrayna makamları yeniden Belarus üzerinden kuzey cephesinin açılabileceği konusunda uyarılar yapıyor. Dolayısıyla “Belarus, Polonya/Baltıklar, Almanya” şeklinde düşünmek, Rusya'nın olası askerî baskı eksenini anlamak açısından daha doğru olur. Çünkü Belarus'un stratejik önemi yalnızca Belarus'un kendisi değildir.Belarus, Rusya ile NATO arasındaki temas hattının jeopolitik kapılarından biridir. 

Özellikle Belarus ile Kaliningrad arasında bulunan Suwałki koridoru, NATO'nun Baltık ülkeleriyle kara bağlantısı açısından kritik önemdedir. Bu nedenle Rusya açısından Belarus: Ukrayna'nın kuzeyini baskı altında tutan bir alan, NATO'nun doğu kanadına baskı aracı, Kaliningrad'ın güvenliği açısından stratejik bölge, Polonya ve Baltıklar üzerinde psikolojik baskı unsuru, Avrupa'nın askerî sevkiyatlarını zorlaştırabilecek bir coğrafi kaldıraçtır. Almanya ise bu zincirin çok daha gerisinde bulunmasına rağmen lojistik ve siyasi merkezidir. Bu sebeple Rusya’nın ana hedefi doğrudan Almanya değildir. Açık ve net bir şekilde görülüyor ki ana hedef Avrupa’nın karar verme kapasitesine yöneliktir. Alman tarafına bakıldığında ise; Alman ordusu da artık Rusya'yı gelecekteki temel güvenlik tehdidi olarak açık biçimde değerlendiriyor.Bundeswehr'in 2026'daki Quadriga tatbikatında amaç, Almanya ve NATO topraklarının savunulmasına yönelik gerçekçi koşullarda hazırlık yapmak olarak açıklanırken, Alman ordusu Rusya'yı Avrupa güvenliği açısından en önemli tehdit olarak tanımlıyor. Daha da önemlisi, Almanya'nın hazırladığı Operational Plan Germany, ülkenin olası bir NATO krizinde yüz binlerce müttefik askerinin Avrupa'ya aktarılacağı ana lojistik merkezlerden biri olmasını öngörüyor. Bundeswehr, kriz hâlinde altı ay içinde NATO'nun dış sınırlarına doğru 800 bin kadar askerin Almanya üzerinden sevk edilebileceğini belirtiyor.

 Görüldüğü üzere Moskova açısından Almanya'nın önemi şudur: Almanya savaşın cephesi olmayabilir evet; fakat savaşın Avrupa'daki lojistik omurgası olabilir. Bu nedenle Almanya'yı baskı altına almak, NATO'nun askerî kapasitesini doğrudan yok etmekten daha düşük maliyetli bir strateji olabilir. Burada elbette tarihsel hafızanın Rus stratejik düşüncesindeki önemini göz ardı etmemek gerekiyor. Rus güvenlik kültüründe Avrupa'dan gelen saldırılar yalnızca tarih kitaplarının konusu değildir. 1812'de Napolyon'un Rusya seferi, Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı travmalar ve özellikle 1941'de Nazi Almanyası'nın Sovyetler Birliği'ne saldırısı, Rus stratejik hafızasında Avrupa'dan gelebilecek kara saldırısı fikrini olağanüstü güçlü hâle getirdi.Bugün Kremlin'in söyleminde Almanya'nın yeniden askerîleştirilmesi bu tarihsel hafızayla sürekli ilişkilendiriliyor.Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 2026'da Friedrich Merz'in “Alman ordusunu yeniden Avrupa'nın en güçlü ordusu yapma” yönündeki açıklamalarına tepki verirken Almanya'nın geçmişine ve Hitler dönemine gönderme yapması bunun açık örneklerinden biridir.

 Burada tarih, yalnızca geçmişi anlatmak için kullanılmıyor. Tarih, bugünkü stratejik tehdidi meşrulaştırmak için yeniden siyasallaştırılıyor. Rus söyleminin mantığı kabaca şöyledir: Almanya yeniden silahlanıyor, Almanya Ukrayna'yı destekliyor, Ukrayna Rusya'ya saldırabilecek kapasite kazanıyor, Almanya Rusya'ya karşı tarihsel olarak yeniden askerî güç oluşturuyor bağlamındadır. Elbette bu zincirin her halkasının doğruluğu ayrı ayrı tartışılabilir. Fakat stratejik açıdan önemli olan şey başka bir şeydir: Kremlin'in bu zinciri nasıl algıladığı ve nasıl kullandığıdır. GERASİMOV, bize tam da bu durumla ilgili DAHA GENİŞ BİR ÇERÇEVE çiziyor: SAVAŞIN EŞİĞİNDE KALMAK. Yani burada “hibrit savaş” kavramı devreye giriyor.NATO, Rusya'nın Avrupa'daki faaliyetleri arasında sabotaj, siber saldırılar, dezenformasyon, kritik altyapıya yönelik eylemler, siyasi nüfuz operasyonları ve sınır provokasyonlarını özellikle vurguluyor. Almanya'daki son olaylar da bu açıdan dikkat çekicidir. Reuters'a göre Almanya'da son dönemde enerji altyapısından demiryollarına, havalimanlarından savunma sektörüne kadar uzanan çeşitli sabotaj ve saldırı vakaları güvenlik gündeminin merkezine oturdu. Dolayısıyla karşımızdaki savaş modeli: Tank, sınır ve işgal yoluyla olmak zorunda değildir. Artık yeni model: Siber saldırı, sabotaj,dezenformasyon, ekonomik baskı, siyasi kutuplaşma, askerî tehdit, caydırıcılık testi şeklinde ilerleyebilir. Bu, NATO'nun savaş eşiğinin hemen altında yürütülen bir mücadeledir.   

PEKİRUSYA GERÇEKTEN ALMANYA'YA SALDIRABİLİR Mİ?

Burada üç senaryo vardır. Birinci senaryoda; Doğrudan Almanya'ya saldırı düşük olasılıklıdır. Çünkü Almanya'ya yönelik açık bir askerî saldırı, Rusya açısından Almanya'yı değil NATO'yu karşısına almak anlamına gelir. NATO’da Rusya'yı Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik en ciddi ve doğrudan tehdit olarak tanımlıyor ve caydırıcılık kapasitesini artırıyor. Üstelik Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’da Ağustos 2026'da Rusya'nın bir NATO ülkesine doğrudan saldırmasının Moskova açısından mantıklı olmayacağını söyledi. İkinci senaryo işte asıl en tehlikeli olan senaryo; Baltıklar/Doğu Avrupa üzerinden NATO'yu test etmek. Rusya doğrudan Almanya'yı hedef almak yerine NATO'nun daha kırılgan görülen bir noktasını test edebilir.Örneğin Baltık bölgesindeki bir kriz. Bu durumda mesele Almanya'ya saldırmak değil: “NATO gerçekten birbirini savunacak mı?” sorusunu test etmek olur. RUSI'nin 2026 analizinde de temel tartışma buydu: Moskova ile NATO arasında doğrudan savaş kaçınılmaz değil, fakat Rusya'nın NATO'nun siyasi iradesini ve........

© Habererk