Türkiye’nin Çelik Kubbesi Nedir?
Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram var: “Çelik kubbe.”
İlk olarak İsrail’in hava savunma sistemi üzerinden dünya gündemine giren bu kavram, zamanla siyaset diline de taşındı. Artık sadece askeri bir teknoloji değil; kimi zaman bir lideri, kimi zaman bir yönetimi, kimi zaman da bir sistemi tarif etmek için kullanılan bir metafora dönüştü.
Oysa Türkiye’nin tarihine baktığımızda şunu görürüz:
Bu ülkenin gerçek çelik kubbesi bir kişi değil, Cumhuriyetin kurduğu hukuk düzeni ve parlamenter sistemdi.
Çünkü hukuk varsa devlet güçlüdür.
Adalet varsa millet devlete güvenir.
Parlamenter sistem varsa güç tek elde toplanmaz, denge ve denetim çalışır.
İşte Türkiye’nin uzun yıllar boyunca sahip olduğu asıl “çelik kubbe” buydu.
Bugün ise bu kavram farklı şekillerde kullanılabiliyor.
Kimi çevreler kendi siyasi tercihlerini, kendi liderlerini veya kendi çıkarlarını “çelik kubbe” olarak tarif edebiliyor.
Ancak burada durup düşünmek gerekir:
Gerçekten “çelik kubbe” dediğimiz şey yenilmez, aşılmaz bir güvenlik mi sağlar?
Yoksa toplumlara yenilmezlik duygusu vererek onları rehavete sürükleyen bir propaganda aracı mı olabilir?
Bu sorunun cevabını yakın tarihte gördük.
İsrail yıllarca dünyaya “Demir Kubbe” sistemiyle övündü.
Sanki aşılması mümkün olmayan bir savunma hattı kurmuş gibi anlatıldı.
Fakat daha sonra yaşanan gelişmeler bize gösterdi ki hiçbir savunma sistemi mutlak değildir.
Birçok saldırı o savunma hatlarını aşabildi.
Benzer şekilde, emperyal güçler tarafından sürekli “zayıf ve güçsüz” olarak tanıtılan İran’ın da bu savunma sistemlerini zorlayabildiğini gördük.
Demek ki tarih bize aynı gerçeği söylüyor:
Kendini yenilmez zannedenler çoğu zaman yanılır.
Hiçbir çelik kubbe mutlak değildir.
Her savunma hattı delinmeye açıktır.
Peki o zaman gerçek çelik kubbe nedir?
Bir ülkenin gerçek çelik kubbesi;
• güçlü kurumlarıdır,
• adaletli bir hukuk sistemidir,
• milletin devlete duyduğu güvendir,
• yöneticilerin adaletli davranmasıdır,
• kaynakların adil paylaşılmasıdır.
Bir ülkenin lideri gerçekten “çelik kubbe” olmak istiyorsa;
• hukukun üstünlüğünü sağlamalıdır,
• adaletli paylaşımı temin etmelidir,
• taraftarlık ve yandaşlık yapmamalıdır,
• bütün millete eşit mesafede durmalıdır.
Milleti birleştiren liderler güvenlik sağlar.
Milleti bölen siyaset ise hiçbir zaman çelik kubbe olamaz.
Bu çerçevede Kürşad Zorlu’nun “Türkiye’nin çelik kubbesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır” şeklindeki sözleri de tartışılmalıdır.
Bu ifade daha çok bir siyasi bağlılık beyanı gibi görünmektedir.
Bir anlamda “en güçlü desteği ben veriyorum” mesajı taşıyan abartılı bir siyasi övgü niteliğindedir.
Ancak bu tür ifadelerin bir tehlikesi vardır.
Devletin güvenliğini, kurumlarını ve sistemini tek bir kişiye indirgemek;
toplumsal sorumluluğu zayıflatır,
kurumsal aklı geri plana iter,
ve yapılması gereken gerçek reformları erteleyebilir.
Çünkü devletlerin gücü kişilerden değil kurumlardan gelir.
Bu nedenle şu soruyu sormakta fayda vardır:
Bir ülkenin güvenliği tek bir kişinin varlığına bağlanabilir mi?
Yoksa gerçek çelik kubbe;
adaletli bir devlet, güçlü kurumlar, çalışan bir demokrasi ve milletin birlik duygusu mudur?
Türkiye’nin geleceği açısından bu sorunun cevabı son derece önemlidir.
Ve bu soruyu sormak da tartışmak da
bu ülkeyi gerçekten seven herkesin görevidir.
