menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyaset İnsan Öğütürse, Demokrasi Kadrosuz Kalır

29 0
10.08.2026

Türkiye’de demokrasiyi ayakta tutacak en önemli kurumlardan biri siyasi partilerdir. Fakat bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Siyasi partilerimiz yıllar içerisinde nitelikli insanları siyasete kazandırmak yerine önemli ölçüde siyasetten küstürdüler.

Tabiri caizse arpa un öğütür gibi insan öğüttüler.

Fikri olanı değil itaat edeni, soru soranı değil baş sallayanı, sahada karşılığı olanı değil yukarıda bir tanıdığı bulunanı tercih eden anlayış yalnızca bir partiye mahsus değildir. Türk siyasetinin uzun yıllardır devam eden yapısal hastalıklarından biridir.

Neticede bugün geçmişi bilen, bugünü doğru okuyabilen ve geleceği öngörebilen kadro sıkıntısıyla karşı karşıyayız.

Oysa siyaset yalnızca kürsüde konuşmak değildir. Siyaset insan tanımaktır. Mahallenin nabzını tutmak, esnafın derdini dinlemek, çiftçinin hesabını anlamak, işsizin çaresizliğini görmek, gencin neden ülkesinden gitmek istediğini sorgulamaktır.

Türkiye’nin masa başında hazırlanmış birkaç sloganı tekrar eden siyasetçiden çok; köylüyle, işçiyle, öğrenciyle, sanayiciyle, emekliyle konuşabilecek çalışkan, enerjik ve vizyon sahibi insanlara ihtiyacı vardır.

Üstelik bu ihtiyaç dünden daha fazladır.

Çünkü siyaset artık yalnızca meydanlarda yapılmıyor. Televizyon, sosyal medya, dijital platformlar ve kamu iletişimi seçmenin dünyayı algılama biçimini doğrudan etkiliyor. İktidarın uzun yıllar içerisinde medya ve iletişim alanında oluşturduğu büyük üstünlük, siyasi rekabetin şartlarını da değiştirdi.

Bir düşünceyi sürekli tekrar eder, alternatif düşüncelerin topluma ulaşabileceği kanalları daraltır, gündemi sürekli siz belirlerseniz bir süre sonra insanlar önlerine konulan seçenekler arasından tercih yaptıklarını zannetmeye başlarlar.

Ben buna siyasetin narkozu diyorum.

Narkoz verilen insan acıyı hissetmez. Ekonomide yaşadığı sıkıntının nedenlerini sorgulamak yerine kendisine anlatılan sebebe inanır. Eğitimdeki problemi, adaletteki güvensizliği, liyakat meselesini ve gençlerin gelecek kaygısını birbirinden bağımsız hadiseler olarak görmeye başlar.

Siyasetin görevi ise millete başka bir narkoz vermek değil, milleti uyandırmaktır.

Bunun yolu da yalnızca Ankara’dan geçmez.

Bir siyasi partinin gerçek gücü genel merkez binasının büyüklüğüyle değil, ilçedeki teşkilatının itibarıyla ölçülür. Mahallede kapısını çalabileceğiniz bir temsilciniz yoksa televizyonda saatlerce konuşmanızın fazla anlamı........

© Habererk