menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okulda Şiddet: Artık Bahane Değil, Sorumluluk Zamanı

4 0
19.04.2026

Son iki günde yaşananlar bir “olay” değil. Bu, yıllardır görmezden gelinen bir krizin yüzeye çıkmasıdır.

Okullarda şiddet artık istisna değil; sistematik bir sorun. Fiziksel saldırılar, psikolojik baskı, dijital zorbalık… Hepsi aynı zincirin halkaları.

Ama en tehlikelisi şu: Herkes sorunu görüyor, kimse bütünü üstlenmiyor.

Oysa bu mesele parçalı değil. Aile, okul, devlet ve toplum birlikte sorumlu. Ve biri eksik kalırsa, diğerinin çabası sonuç vermez.

Aile: Sevgi Var, Sınır Yok

Bugün birçok aile çocuğunu seviyor ama yönlendirmiyor. İlgileniyor ama gerçekten tanımıyor.

Çocuğun odası var, telefonu var, özgürlüğü var… Ama sınırı yok.

Öfkesini nasıl yöneteceğini öğrenmemiş bir çocuk, ilk çatışmada…  Birleştiren Değerler Nasıl Ayrıştırma Aracına Dönüştü?

Türk milletini asırlardır ayakta tutan, zor zamanlarda birbirine kenetleyen, devlet kurduran ve medeniyet inşa ettiren ortak değerlerimiz bugün ne yazık ki tam tersi bir istikamette kullanılmaktadır.

Bir zamanlar birleştiren, kaynaştıran ne varsa; bugün ayrıştırmanın, bölmenin ve parçalamanın aracı haline getirilmiştir.

İslam… Bu milletin mayasıdır. Ama bugün mezheplere, cemaatlere, tarikatlara bölünerek insanları adeta kırk parçaya ayıran bir yapıya dönüştürülmüştür.

Milliyetçilik… Bir milleti bir arada tutmanın, yönetmenin ve kalkındırmanın en güçlü harcıdır. Ama bugün gelinen noktada Türk milliyetçiliği; birleştiren değil, bizzat milliyetçilerin parçalandığı bir alan haline getirilmiştir.

Bu bir tesadüf değildir. Bu bir süreçtir. Ve bu sürecin sonunda ortaya çıkan tablo ağırdır.

Çeyrek asırdır bu ülke, milliyetçiliği birleştirme ideali yerine ayrıştırma aracı haline getiren bir anlayışın etkisi altında kalmıştır. Türk milliyetçileri paramparça edilmiş, ortak hedefler yerine küçük hesapların içine hapsedilmiştir.

Oysa biz ülkücüler ülkücülüğü çok net tanımlarız:

Ülkücülük; Türk milletinin, Türklüğün ebedi var olma mücadelesidir.

Diğer tüm tartışmalar, yorumlar, ayrıntılar bu ana fikrin etrafında şekillenir. Bizim Kızılelmamız budur.

Ancak üzülerek ifade etmek gerekir ki; bugün siyasi iktidarın benimsediği anlayış, kendisine destek vermeyen herkesi “düşman” olarak görmektedir.

Bu yaklaşım; Toplumu kutuplaştırmış, Devletin ortak aklını zayıflatmış, Milletin enerjisini iç çekişmelere harcatmıştır.

Bir ülke için en büyük tehlike, dış düşmanlardan önce içerde oluşan ayrışmadır.

Bugün geldiğimiz noktada verilen zarar sadece bugünü değil, yarını da ipotek altına almıştır. Öyle ki; bu anlayışın çeyrek asırda verdiği tahribatın, yarın iktidar değişse bile kısa sürede telafi edilmesi mümkün görünmemektedir.

Bu enkaz, bir nesilde değil; belki bir buçuk asırda ancak toparlanabilecek bir ağır hasar bırakmaktadır.

Bizi bir arada tutan değerleri kim, ne uğruna bu hale getirdi? Ve daha önemlisi… Biz ne zaman yeniden “bir millet” olduğumuzu hatırlayacağız?


© Habererk