menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İttifaklara Karşı Çıkmak Ne Anlama Geliyor? Kime Hizmet Ediyor?

26 21
19.02.2026

Son günlerde bizim mahallede tuhaf bir refleks yeniden hortladı. Henüz ortada somut bir ittifak yokken, henüz hiçbir siyasi parti resmi bir karar almamışken, sadece nezaket ziyaretleri ve olasılık üzerinden yapılan açıklamalar bile bazı çevrelerde adeta bir infial yaratıyor.

Basında, sosyal medyada, televizyonlarda bir parti diğerini ziyaret ediyor, “görüşebiliriz”, “konuşabiliriz”, “ittifak ihtimali değerlendirilebilir” gibi diplomatik ve siyasetin doğasında olan açıklamalar yapılıyor. Bunun üzerine sözde milliyetçi, sözde ülkücü bazı arkadaşlarımız kıyameti koparıyor:

“Nasıl olur?” “Bunlarla mı ittifak yapılır?” “Şu olursa olmaz, bu olursa asla olmaz…”

Daha ortada ittifak yok, ama itiraz hazır. Daha ortada karar yok, ama infaz tamam.

Bu refleksin kime hizmet ettiğini gerçekten sorgulamak zorundayız.

Çünkü siyasetin en temel gerçeği şudur: iktidar, kazanmak için her yolu dener.

Bugün iktidar partisinin Güneydoğu’da, Karadeniz’de, İç Anadolu’da büyük ailelerle, aşiretlerle, kanaat önderleriyle tek tek pazarlık yaptığını herkes biliyor. 5.000 oy, 10.000 oy, hatta 1.000 oy bile önemlidir. Hiçbir oy “küçük” görülmez. Hiçbir destek “gereksiz” sayılmaz.

Çünkü iktidarın tek hedefi vardır: kazanmak.

Ama iş muhalefete gelince, bizim mahallede bambaşka bir refleks ortaya çıkıyor:

“Şu parti olursa olmaz.” “Bu kişi olursa olmaz.” “Bunun geçmişi var.” “Şunun söylemi var.”

Ortada daha kurulmamış ittifaklar, daha konuşulmamış birliktelikler, daha oluşmamış siyasi zeminler daha doğmadan boğuluyor.

Bu refleks, bilinçli ya da bilinçsiz, tek bir sonuca hizmet ediyor: İktidarın işini kolaylaştırmak.

Bugün Türkiye’de sadece siyaset değil, medya büyük ölçüde dizayn edilmiş durumda. Basının önemli bir kısmı kontrol altında. Devlet imkânlarının önemli bölümü iktidarın siyasi gücünü tahkim etmek için kullanılıyor.

Bu tablo karşısında iktidarın en büyük hedeflerinden biri de muhalefetin birleşmesini engellemektir.

Ve ne yazık ki, bunu çoğu zaman kendileri değil, muhalefet içindeki “her şeye karşı çıkan” refleks üzerinden başarıyorlar.

Burada çok açık konuşmak zorundayız:

Eğer derdiniz gerçekten Cumhuriyet’in korunmasıysa, Eğer derdiniz gerçekten demokrasinin yeniden inşasıysa, Eğer derdiniz gerçekten hukukun üstünlüğüyse,

o zaman mesele kişisel duygular değil, memleket meselesidir.

Siyasette ittifak, bir zafiyet değil; bir güç stratejisidir.

Dünyanın bütün demokratik ülkelerinde ittifaklar yapılır. Almanya’da yapılır. İtalya’da yapılır. İsrail’de yapılır. Fransa’da yapılır.

Çünkü demokrasi, çoğunluğu oluşturma sanatıdır.

Kimse tek başına yüzde 50+1 gerçeğini aşamazken, “kimseyle olmaz” demek, aslında “hiç kazanılmasın” demektir.

Daha acı bir ihtimali de konuşmak zorundayız:

Bugün sosyal medyada milliyetçi görünümlü birçok hesabın, gerçekte iktidar destekli troll ağlarının parçası olduğu da bilinen bir gerçektir. Ama asıl tehlike bu değildir.

Asıl tehlike, gerçekten samimi olan insanların da bu psikolojik yönlendirmeye kapılmasıdır.

Şunu herkes açıkça görmek zorundadır:

Parlamenter sisteme dönüş, Hukukun yeniden tesis edilmesi, Devlet kurumlarının yeniden tarafsız hale getirilmesi,

ancak geniş tabanlı bir siyasi birliktelikle mümkündür.

Bu birliktelik, kişisel antipatilere kurban edilemez.

Bu mesele, kişisel hesap meselesi değil, memleket meselesidir.

Eğer gerçekten bu ülkenin geleceğini düşünüyorsak, eğer gerçekten bu milletin yeniden güçlü bir hukuk devletinde yaşamasını istiyorsak,

o zaman şu refleksi terk etmek zorundayız:

Bunun yerine şu ilkeyi benimsemek zorundayız:

Demokrasiye dönüş hedefini kabul eden herkesle, memleketin geleceği için ittifak yapılabilir ve yapılmalıdır.

Bunun dışındaki her refleks, ister bilinçli ister bilinçsiz olsun, mevcut düzenin devamına hizmet eder.

Tarih, duygularıyla hareket edenleri değil, aklıyla hareket edenleri yazar.

Ve bugün mesele, haklı olmak değil, memleketi yeniden kazanabilmektir.


© Habererk