İran’da Yeni Cephe: Suriye’den Çekilen Gölge Nereye Yerleşiyor?
Ortadoğu’da hiçbir dosya gerçekten kapanmaz. Sadece kapağı değişir, yeni bir masaya taşınır ve farklı bir başlık altında işlemeye devam eder. Bugün Suriye’de gördüğümüz tablo da tam olarak budur. ABD, PKK uzantısı SDG/PYD üzerinden kurduğu düzeni terk etmiyor. Onu, değişen önceliklerine göre yeniden konumlandırıyor.
Ve o yeni önceliğin adı artık açıkça ortada: İran.
Bu yüzden Suriye’de yaşananları “ABD çekildi” gibi yüzeysel bir yorumla açıklamak, satranç tahtasına bakıp yalnızca piyonların yer değiştirdiğini sanmaktır.
Oysa asıl mesele taşların nereye doğru yönlendirildiğidir.
ABD sahadaki vekil yapılarını tasfiye etmiyor. Onları yeni stratejik hedeflerine uyacak şekilde yeniden düzenliyor.
SDG’nin Şam’la bütünleşmesi meselesi de bu çerçevede okunmalı. Bu bir son değil. Bu, daha düşük maliyetli ve daha sürdürülebilir bir model arayışının sonucudur. SDG/PYD’nin yıllardır dile getirdiği “özerk alan” iddiası artık daralıyor. Yerini, merkezi yapının içine çekilme baskısı alıyor.
Bu değişimin nedeni karmaşık değil. ABD, Suriye’de vekil güçlerle alan tutmanın sınırlı fayda sağladığını gördü. Buna karşılık İran dosyası giderek daha merkezi bir önem kazandı.
ABD için İran artık ertelenebilecek bir başlık olmaktan çıkmış görünüyor.
Bölgesel denklemde çözülmesi gereken ana düğüm haline geldi. ABD de bu düğümü yalnızca askeri yöntemlerle çözmeye çalışmıyor. Ekonomik baskı, diplomatik kuşatma ve içerideki kırılganlıkları harekete geçirebilecek dolaylı araçlar, bu yeni yaklaşımın temel unsurları. Çünkü İran gibi bir hedef, yalnızca sınırların dışından değil, içeride oluşan basınçla birlikte yönetilir.
Tam da bu noktada dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
22 Şubat 2026’da PAK, PJAK, HDKA, Xebat ve Komala’nın “İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı” adı altında birleştiğini ilan etmesi, sıradan bir örgütsel karar değildir. Bu adım, İran’a karşı........
