menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milli irade sandıkta doğar, adliyede boğulur!

6 0
01.04.2026

​Yerel seçimlerin üzerinden koskoca iki yıl geçti. 

Şöyle bir dönüp arkamıza baktığımızda, o gün sandıktan çıkan iradenin bugün nasıl bir kuşatma altında olduğunu ibretle izliyoruz. 

Milletin sandığa yansıyan kararı netti;  Cumhur İttifakı kan kaybederken, muhalefet nüfusun büyük çoğunluğunu kucaklayan bir yerel iktidar kurdu.

Milli irade böyle tecelli etti, halk mührü böyle vurdu.

​Ancak bugün görüyoruz ki, sandıkta kaybedilen mevkiler, yargı ve polis gücüyle geri alınmaya çalışılıyor. 

Muhalefetin kazandığı ne kadar büyük ve önemli belediye varsa, birer birer operasyonların, görevden almaların ve tutuklamaların hedefi haline geliyor.

​Adalet mi, Siyasi Tasfiye mi?

​Türkiye’de bugün en güvenilmez kurum haline gelen "Adalet" mekanizması, maalesef siyasi bir sopa gibi kullanılıyor. 

Yapılan bu operasyonların hukuki değil, tamamen siyasi bir mühendislik olduğu kanaati toplumda her geçen gün daha da kemikleşiyor. 

Eğer bir belediyede suç varsa, hukuk elbette gereğini yapmalıdır. 

Lakin bu operasyonların ucu sadece muhalefete dokunuyorsa, orada adaletten değil, bir "tasfiye operasyonundan" bahsedilir.

​Puslu Havada Hakikat Kayboluyor.

​İşte bu kasvetli ve puslu hava, en çok hakikati zehirliyor.

 Ortam o kadar siyasallaştı ki, gerçekten suç işleyen, yetkisini kötüye kullanan birileri varsa bile bu gürültüde kaynayıp gidiyor.

Kurumlara ve adalete olan inanç bittiği için, haklıyla haksız, suçluyla mağdur birbirine karışıyor. 

Toplum artık "Hukuk işliyor" demiyor, "Siyaset talimat veriyor" diyor. İnandırıcılığın yok olduğu yerde, devletin temeli sarsılır.

​Milli İradeye Gölge Düşürmeyin!

​Milli iradenin seçtiklerini polis ve yargı eliyle saf dışı bırakmaya çalışmak, bu milletin hür iradesine gölge düşürmektir. 

İktidarın elinden kaymaya başlayan güç, devletin adalet terazisini de beraberinde bozmamalıdır.

 Unutulmamalıdır ki; sandıkla gelen, ancak sandıkla gitmelidir. 

Adaleti siyasetin emrine verenler, gün gelir o adalete en çok kendileri muhtaç olur.

​Bu puslu havayı dağıtacak olan tek şey, hukukun üstünlüğüne kayıtsız şartsız geri dönmektir. 

Aksi halde, sandığa olan inancını yitiren bir toplumun vebali, bu operasyonları kurgulayanların omuzlarında kalacaktır.


© Habererk