menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Askerini Vurmak- "Beni Kimin İçin Öldürdünüz?"

225 0
07.09.2026

Bir caninin hikâyesi, bir Mehmetçiğin şehadeti

Terör örgütünün saflarında yer almış, silah taşımış, saldırılara katılmış, Türk askerini ve polisini hedef alan eylemlerin içinde bulunmuş bir terörist...

Allah'ına, vatanına, milletine, devletine, bayrağına, annesine, babasına, eşine, kardeşine, komşusuna ve kendisine emanet edilen vatana karşı görevini yapmak için üniformasını giymiş bir Mehmet.

Bir tarafta ölümün peşinden koşan bir örgütün mensubu...

Diğer tarafta hayatı korumak için nöbet tutan bir asker.

Bir tarafta bombalar...

Diğer tarafta bayrak.

Bir tarafta terör örgütünün emri...

Diğer tarafta devletin verdiği kutsal vazife.

Bir Mehmet toprağa düşüyor.

Bir öğrencinin öğretmeni...

Bir milletin evladı...

ÖNCE KANDIRILDI, SONRA KANDIRANLARDAN BİRİ OLDU

Terör örgütlerinin insan kazanma yöntemlerini anlamak önemlidir.

Çünkü dağa çıkarılanların önemli bir bölümü, örgütün propaganda mekanizmasının içine genç yaşta çekildiğini anlatmıştır.

Bazıları aile içindeki sorunlardan kaçtığını söylemiştir.

Bazıları siyasi propagandadan etkilendiğini...

Bazıları "birkaç gün sonra dönersin" denilerek kandırıldığını...

Bazıları ise tehdit edildiğini anlatmıştır.

Bazı teslim olan örgüt mensuplarının ifadelerinde hep, DEHAP ve siyasi partilerin il ve ilçe binaları üzerinden örgüte katılım sağlandığına ilişkin iddialar da yer almıştır.

15 yaşındaki çocuklardan söz edilir.

13-14 yaşındaki çocuklardan söz edilir.

Çocukların ellerine silah verildiği anlatılır.

Onlara "komutan olacaksın" denildiği...

"Büyük işler yapacaksın" denildiği...

"Devrim yapacaksın" denildiği...

Sonra o çocukların hayatlarının nasıl karartıldığı anlatılır.

Ama burada çok önemli bir ayrım vardır:

Kandırılan çocuk başka şeydir; bile isteye başkasının canına kasteden terörist başka şeydir.

Çünkü örgüt, kandırdığı insanı zamanla kendi suçlarının parçası haline getirir.

Bir gün sana propaganda yapar.

Ertesi gün eğitim verir.

Sonra hedef gösterir.

Sonra saldırıya gönderir.

Ve en sonunda senden bir Mehmet'i öldürmeni ister.

İşte o noktada artık mesele yalnızca "Ben nasıl kandırıldım?" sorusu değildir.

Soğukta bekletilmek...

Kaçmak isteyenlerin engellenmesi...

Örgüt içi infazlar...

Çocukların silahlı eğitime zorlanması...

Kadınların baskı ve istismara maruz bırakıldığına ilişkin anlatımlar...

Bazı ifadelerde cinsel saldırı ve tecavüz iddiaları...

Uyuşturucu kullanımına ve çocukların uyuşturucuya alıştırıldığına ilişkin anlatımlar...

Fakat bu ifadelerin ortak olarak ortaya koyduğu tablo şudur:

Terör örgütü, kendi mensubuna dahi merhamet vaat ettiği özgürlüğü vermemektedir.

Ama kaçmana izin vermez.

Ama yöneticileri en iyi şartlarda yaşar.

"Kadını özgürleştiriyoruz" der...

Ama bazı teslim olan kadınların anlatımlarında ağır baskı ve cinsel istismar iddiaları vardır.

"Gençleri koruyoruz" der...

Ama çocukların dağa çıkarıldığı anlatılır.

"İnsan hakları" der...

Ama kaçmak isteyenlerin infaz edildiği iddia edilir.

Çünkü terör örgütünün temelinde insan sevgisi yoktur.

Ve burada insanın vicdanına çok ağır bir soru düşer:

Bir çocuğun hayatını çalmak hangi davanın parçası olabilir?

Bir kadının iradesini yok etmek hangi özgürlük anlayışıdır?

Bir genci uyuşturucuya sürüklemek hangi gelecek tasavvurudur?

Bir insanı kaçmak istediği için öldürmek hangi adalet anlayışıdır?

Çünkü bunların adı ideoloji değildir.

Bunların adı insanın........

© Habererk