menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kemal Kılıçdaroğlu Dağa Çıktı Da Haberimiz Mi Olmadı?

33 0
04.08.2026

Cumhuriyet Halk Partisi'nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, TBMM gündemindeki çerçeve yasaya ilişkin parti genel merkezinde gerçekleştirdiği basın toplantısındaki açıklamaları, Türk siyasi tarihinde tam anlamıyla bir kırılma ve milli devlet yapısına yönelik ağır bir savrulma olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kılıçdaroğlu'nun on yıllardır süren terörle mücadele birikimini ve şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu vatanın temel taşlarını hiçe sayan bu söylemleri, Türkiye Cumhuriyeti'ni etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden parçalama potansiyeli taşıyan son derece tehlikeli bir noktaya evrilmiştir. "Kürt realitesi" ve "eşit yurttaşlık" kisvesi altında dile getirilen bu ifadeler, üniter devleti savunmak yerine devleti kurucu unsurlarından kopararak federatif bir ayrışmanın kapılarını aralamaktadır.

Kılıçdaroğlu'nun 1989 tarihli SHP raporuyla övünmesi ve o dönemin bölücü zihniyetini bugün yeniden hortlatmaya çalışması, Türk milletinin ortak paydasını ve milli kimliğini açıkça hedef almaktadır. 1980'li yılların darbe sonrasındaki hassasiyetlerini bahane ederek ortaya atılan ve raporda savunulan "Kürt realitesi" ile anadil yasaklarının kaldırılması safsatası, Türk milletini ayrıştırmaktan başka hiçbir işe yaramamıştır.

Neymiş bu Kürt realitesi?

Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde bin yıldır tek bir bayrak altında kardeşçe yaşayan milleti etnik kökenlere bölmekten başka ne anlama gelmektedir?

Kılıçdaroğlu konuşmasında, "Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç, ancak Cumhuriyet'in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir." demektedir.

Buradan kendisine sormak gerekir: 3 Temmuz 2026 tarihine kadar Türkiye'de bizler farklı mı yönetildik?

Atatürk ve silah arkadaşları demokratik değil miydi?

Bu devletin kurucuları bu vatanı esaret altında mi kurdu ki bugün birileri kalkıp demokrasi dersi vermeye kalkışıyor?

Devamında "Biz bu sürece 'Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırma' süreci diyoruz." iddiasında........

© Habererk