menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şehidin Hatırası, Milletin Vicdanı

18 0
14.09.2026

Türkiye, uzun yıllar boyunca bölücü terörün ağır bedelini ödemiş bir ülkedir.

Bu bedelin rakamlarla anlatılabilecek bir tarafı vardır. Ancak rakamların anlatamadığı çok daha büyük bir tarafı vardır.

Bir rakamın arkasında evladını toprağa veren bir anne, bir daha “Baba” diyemeyecek bir çocuk, eşinin yolunu yıllarca bekleyen bir kadın, kardeşinin fotoğrafına bakarak büyüyen bir kardeş vardır.

Ve bir gazinin hayatında, vatanı uğruna verdiği mücadelenin izlerini taşıyan bir ömür vardır.

Bu nedenle bugün terörün sona ermesi, silahların bırakılması, toplumsal huzur ve geleceğe dair atılabilecek adımlar konuşulurken meselenin yalnızca siyasi veya hukuki boyutuyla ele alınması yeterli değildir.

Bir de vicdan boyutu vardır.

Ve o vicdanın adı şehittir.

O vicdanın adı gazidir.

O vicdanın adı, yıllardır evladının mezarına sarılarak yaşayan annedir.

BARIŞ İSTEMEK, TAVİZ VERMEK DEĞİLDİR

Türkiye elbette huzur istiyor.

Çocuklarımızın terör korkusuyla büyümediği, annelerin evlatlarını askere uğurlarken yüreğinin titremediği, insanların güven içerisinde yaşadığı bir ülke hepimizin ortak arzusudur.

Terörün sona ermesi ve yeni canların yanmaması, milletimizin en temel beklentilerinden biridir.

Fakat burada çok önemli bir ayrım vardır:

Barış istemek başka şeydir, teröre taviz vermek başka.

Silahların susmasını istemek başka şeydir, terörün taleplerini meşrulaştırmak başka.

Toplumsal huzuru savunmak başka şeydir, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını ve milletimizin ortak değerlerini tartışmaya açmak başka.

Türkiye, terörle mücadelede elde ettiği kazanımları korumalıdır.

Bölücü terör örgütüne ve terör yöntemlerine asla taviz verilmemelidir.

Çünkü taviz, yalnızca bugünün meselesi değildir.

Bugün verilen bir taviz, yarının daha büyük taleplerinin kapısını aralayabilir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları arasında hukuk önünde eşitlik esastır. Hiçbir vatandaşımız kökeni, dili veya kültürü nedeniyle ötekileştirilmemelidir. Ancak hiçbir gerekçe de terörü, şiddeti veya bölücülüğü meşru gösteremez.

Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü tartışma konusu yapılamaz.

Tek vatan, tek bayrak, ortak hukuk ve ortak gelecek anlayışından geri adım atılmamalıdır.

ŞEHİDİN HATIRASI PAZARLIK KONUSU OLAMAZ

Son dönemde terör örgütü, Abdullah Öcalan ve olası hukuki ya da siyasi düzenlemeler üzerinden kamuoyunda farklı değerlendirmeler yapılmaktadır.

Bu konuların hukuk devleti ve demokratik tartışma zemini içerisinde ele alınması doğaldır.

Ancak demokratik tartışma hakkı ile terör örgütüne meşruiyet kazandırmak arasında çok net bir çizgi vardır.

O çizgi aşılmamalıdır.

Çünkü bir şehit annesinin acısı herhangi bir siyasi hesabın konusu olamaz.

Bir gazinin fedakârlığı herhangi bir pazarlığın parçası yapılamaz.

Bir milletin güvenliği, günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.

Devlet aklı; soğukkanlı, güçlü ve kararlı olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadele ederken hukuk içerisinde hareket etmeli; fakat hukuk devletinin gücünü terör karşısında zafiyet olarak göstermemelidir.

Terör örgütü silah bırakmadan, terör yöntemlerinden vazgeçmeden ve Türkiye'nin hukuk düzenini tanımadan hiçbir yapı, milletimizin iradesinin üzerinde bir muhatap konumuna taşınmamalıdır.

Çünkü devletin muhatabı milletidir.

BİR ŞEHİT ANNESİNE NE SÖYLEYECEĞİZ?

Bir şehit annesini düşünün…

Evladını........

© Habererk