Engel/li
“Engelli” dediğimizde neyi kastederiz?
Yoksa bizim görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz bir gerçeği mi?
Çünkü bazı engeller vardır;
Bir hastalığın içinden gelir…
Bir kazanın ardından hayatın ortasına düşer…
Ve insan, o engelle birlikte yaşamayı öğrenir.
Yolunu yeniden çizer.
Varlığını eksiltmeden sürdürür.
Buna kimsenin sözü yok.
Buna sadece saygı duyulur.
Bir de öyle engeller var ki;
Onlar, insanın kendi elleriyle ördüğü duvarlardır.
Ahlakını askıya alan insanların
Kendilerine koydukları görünmez engeller…
Asıl tehlike burada başlar.
Çünkü bedensel engel, insanı hayattan koparmaz.
Ama vicdan engeli, insanı insanlıktan çıkarır.
Ankara İl Engelli Meclis Başkanı Sayın M. Veysi Sayın ile
Engelliler platformu üzerinden yaptığımız görüşmede
Ama bir cümle vardı ki,
Sadece kulağıma değil, doğrudan kalbime çarptı:
“Sadece engelliler değil, onların aileleri de bizim ailemizdir.”
İşte mesele tam da burada…
Engeli sadece bireyin üzerinde gören bir bakış,
Aslında en büyük körlüktür.
Çünkü o yükü birlikte taşıyan aileyi görmeyen,
Toplumu zaten hiç görmez.
Empati, uzaktan bakmak değildir.
Empati, yükün altına girmeyi göze almaktır.
Ve şunu artık açıkça söylemek gerekiyor:
Bu ülkede asıl eksik olan şey
Ama bilinç, harekete geçirir.
Ama bilinç, sorumluluk alır.
Ama bilinç, değiştirir.
Eğer yaptığımız işlerde sadece “bilgi” varsa,
Ortaya çıkan şey bir faaliyet olur.
Ama içinde “bilinç” varsa,
İşte o zaman umut doğar.
İnsana dokunan bir umut.
Bugün bir kez daha görüyoruz ki;
Engel, bedende değil…
bedensel engellerden önce,
vicdan, ahlak ve akıl engelinden muhafaza etsin.
Çünkü bir toplumun çöküşü,
tekerlekli sandalye ile değil…
duyarsız kalplerle başlar.
Bir avuç insan bu platforma hizmet ediyorsa!
Engelli kardeşlerimiz…
Onlar hayata tutunuyor…
Peki ya sen, insanlığına?
Engel sandığın şey bedenlerde değil…
görüp de görmeyen vicdanlarda.
Çünkü insanı asıl eksilten,
Saygıyla selamlıyorum.
