menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kerkük’te 102 yıl sonra gelen zafer

11 0
19.04.2026

102 yıl aranın ardından, ilk kez bir Türk hem de bir Türk milliyetçisi, Irak Türkmen Cephesinin (ITC) Genel Başkanı Muhammed Seman Ağa, Kerkük valisi seçildi. Hem de 16 üyenin sadece ikisinin Türk olduğu il genel meclisi tarafından. (7 üye Kürt, 6 üye Arap, bir üye Hıristiyan) Oylamada 14 üye Ağa’ya oy verdi. KDP mensubu iki üye seçimi boykot etti. İki yıl önce Irak seçimlerinde ve seçimlerden sonraki süreçte ITC’nin takip ettiği siyaseti eleştirdiğim için dava arkadaşlarım ve ağabeylerim tarafından linç edilmiştim. Oysa bu sonuca iki yıl önce ulaşabilirdik.

Genel seçimleri, Ankara’nın kurulmasında ön ayak olduğu Sadr hareketi-KDP ittifakı kazanmıştı. Ankara yerel seçimlerde de ITC ile KDP’nin ittifak yapmasını istiyordu. ITC seçimlerden birinci çıkacağına kesin gözüyle baktığından- ki bu matematiksel olarak imkansız- bu öneriyi geri çevirdi. Seçimlerde KDP üçüncü olarak 2, ITC dördüncü olarak 2 il genel meclisi üyeliği kazandı. İki parti seçime ittifak yaparak girseydi diğer partilerin alacakları oy miktarına bağlı olarak 6 ya da 7 üyelik elde edeceklerdi.

Seçimden sonra Ankara’nın ITC, KDP ve Sünni partileri anlaştırmak için geliştirdiği formüle göre, valilik dönüşümlü olarak iki yıl bir tarafta, iki yıl diğer tarafta ve meclis başkanlığı da dört yıl boyunca üçüncü tarafta kalacaktı. ITC bu formülü de kabul etmedi. İlaveten emniyet müdürlüğünü istedi. Süreç tıkandı.

Bir sabah uyandığımızda Irak başbakanının Sünnileri ve KYB’lileri Bağdat’ta bir araya gelerek anlaştırdığını öğrendik. Talabani’nin adayı vali oldu, Sünnilerin adayı meclis başkanı. Bu süreçte KDP, KYB’nin ısrarlarına ve Irak Kürtlerinin ‘’İki parti birlikte hareket ettiğinde, valiliği de meclis başkanlığını da diğer önemli kadroları da alabiliyor, birlikte hareket edin’’ baskılarına rağmen yalpalamadı. Ankara’ya verdiği söze sadık kaldı.

Kerkük’te milliyetçi Türkler ITC’yi, Şii ve dindar Türkler Sadr hareketini destekliyor. Diğer Türkler apolitik. Irak’ta yüz yılda defalarca rejim ve iktidar değişikliği oldu. Ama Türklere yapılan baskı her daim devam etti. Türkler katliamlara uğradılar. Cezaevlerine koyuldular. Binlercesi idam edildi. Bu zulüm nedeniyle Türklerin bir kısmı yurtdışına göçtü. Kalanlarda siyasetle ilgilerini kesti. Oy bile vermiyorlar. Asla siyaset konuşmuyorlar.

Kerkük bir Türk şehri. Ama defalarca Araplaştırma ve Kürtleştirme süreçlerine maruz kaldı. Tapu binaları mütemadiyen ya yağmalandı ya da yakıldı. Bağdat ve işgal esnasında Amerika, Kerkük’ün demografisini bilinçli olarak değiştirdi. ABD Kerkük’e giden Kürtlere kişi başına on bin dolar verdi. On binlerce Kürt, yıllarca Kerkük’ün dışında çadırlarda yaşayarak Kerkük’e yerleşme hakkı elde ettiler. Zaten KYB bu göç sayesinde Kerkük’te güçlü. Zira göçmenlerin çoğu Süleymaniye’den gelmişti.

Türklerin yurtdışına, Arap ve Kürtlerin Kerkük’e göçü nüfusun yapısını değiştirdi. Sağlıklı bir nüfus sayımı yapılmadığından verilen oranlar yanıltıcı. Dört Kerküklüden birinin Türk olduğunu, Kürtlerle Arapların başa baş olduğunu düşünüyorum. Bu tabloya Kürtlerin ve Arapların son derece siyasileştiğini ekleyin. Böyle bir tabloda ittifak kurmadan seçimlerin kazanılması zaten mümkün değildi.

Ankara, seçimden sonra ITC yönetimini, görevden ayrılanları onurlandırarak, kırmadan, dökmeden değiştirdi. Irak genel seçimlerinde alınan sonuçlar, ABD-İran savaşı ve terörsüz Türkiye süreci Kerkük’te valiliğin elde edilmesini kolaylaştırdı. Takip edilen siyasetin anlaşılabilmesi için, Ankara’nın Suriye’de PYD-PKK’yı destekleyen KDP’ye mesafe koyduğu unutulmamalı.

Irak’ta cumhurbaşkanı Kürt, başbakan Şii ve meclis başkanı Sünni oluyor. 2003’ten beri yani Saddam’dan sonra bölgesel yönetimin başkanı KDP’ den, Irak cumhurbaşkanı KYB’den seçiliyor. Son iki seçimde Barzaniler cumhurbaşkanının KYB’den olmasına itiraz ediyorlar. ‘’Seçimleri kazandığımız için bölgesel yönetimin başkanı bizden oluyor, KYB kazansa KYB’li olur. Cumhurbaşkanı neden sürekli KYB’den oluyor?’’ diyorlar.

KDP bu dönemde İran taraftarı Şiilerin lideri Malikiyle anlaşarak Fuat Hüseyin’i aday gösterdi. Ankara, Kerkük valiliğinin Türklere verilmesi karşılığında seçimlerde KYB’yi destekledi. Sadr yanlılarının ve Sünni partilerin KYB’ye oy vermelerini sağladı. Bu sayede KYB mensubu Amedi cumartesi günü cumhurbaşkanı seçildi. Anlaşma gereği pazartesi günü KYB’li Kerkük valisi istifa etti. Ankara bu hamleyle Türk düşmanı Maliki’nin başbakan olmasının da önünü kesti. Amedi hükümeti kurma görevini asla Maliki’ye vermez.  Cumhurbaşkanı yardımcısının veya kritik bakanlardan birinin Türk olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

‘’Valilik karşılığında cumhurbaşkanlığı verilir mi?’’ denilebilir. Cumhurbaşkanlığı sembolik, valilik icracı. Valinin yetkileri bizdeki büyükşehir belediye başkanı ve valinin toplam yetkilerinden fazla. Öyle ki üç vali anlaştığında özerklik ilan edebiliyor. Asker, polis, okullar, hastaneler valiye bağlı. Kaldı ki söz konusu olan Kerkük valiliği. Ankara bu hamlesiyle PYD’yi destekleyen Maliki ve KDP’yi cezalandırdı. Barzanilere alternatifsiz olmadıklarını gösterdi. KDP’de buna karşılık cumhurbaşkanını tanımadığını açıkladı ve valilik seçimini boykot etti.

Talabani, PKK gerçekten silahları bıraktığında, KYB’nin KDP’nin karşısında zayıflayacağının farkında. Elli yıldır sırtlarını dayadıkları İran’da savaş nedeniyle güç kaybetti. ABD’nin İran’a yakın olan KYB’ye güvenemeyeceği ortada. Türkiye ile iş birliği tesis ederek hem rakipleri KDP’yi zayıflattılar hem de İran’ın zayıflamasından doğan boşluğu doldurdular.

Valiliğin Türklere geçmesi bir son değil başlangıç. En öncelikli iş güvenliğin sağlanması. ITC’yi başarısız kılmak için terör saldırıları, provokasyonlar düzenlenecektir. Etnik ve mezhepsel gruplar birbirlerine karşı kışkırtılacaktır. KDP, KYB, DEAŞ ve Haşdi Şabi ITC’nin muvaffak olmasını istemez.

Adil, üretken ve hizmet endeksli yönetim modeli benimsenirse ITC toplumun her kesiminden, etnik ve mezhepsel gruplardan-fanatikler hariç- oy alır. Aksi halde bu geçici bir başarı olur. Kerkük hizmete hasret. Hala bazı mahallelerde lağımlar açıkta akıyor. Parti ayrımı gözetilmeden belediyelerimiz Kerkük valiliğinin belediyecilik hizmetlerine omuz vermeli. El birliğiyle Kerkük’ü hak ettiği noktaya getirmeliyiz.

Su kanallarının tamir edilmesi, atıl petrol sahalarının faal hala getirilmesi ve Ceyhan’a giden nakil hattının hasarlı kısımlarının elden geçirilmesi bile büyük fark yaratır. Savaştan önce günde 1,5 milyon varil petrol üretilen Kerkük’te, güncel üretim hacmi kötü yönetim nedeniyle 250 bin varil civarında.

Türkiye’yi bölgesel yönetimin topraklarından geçmeden, direk Kerkük’e bağlayacak olan Ovaköy sınır kapısı hazır olmasına rağmen bir türlü açılmadı. Bir an önce açılmalı. Günü birlik geçişlere, sınır ticaretine izin verilmeli. Önce vize kaldırılmalı sonra nüfus kağıdıyla geçiş sağlanmalı. Kerküklülere Türkiye’nin farkını Kerkük’ü kalkındırarak, zenginleştirerek göstermeliyiz. Zira Kerkük Türkiye’dir.


© Habererk