menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Memleket bir parti meselesinden daha büyük…!

35 0
12.09.2026

Türkiye yıllardır aynı kavşağın ortasında bekleyen yorgun bir yolcuya benzedi. Tabelalar değişti, yön gösterenler değişti, meydanlarda yükselen sesler değişti; fakat yolcunun cebindeki para azaldı, sofrasındaki ekmek küçüldü, yarına dair endişesi büyüdü. AKP, MHP, CHP, DEM Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti, Yeni Parti ve diğerleri… Her biri başka bir Türkiye tarifi yaptı. Her biri başka bir kapıyı gösterdi. Kimisi devleti, kimisi demokrasiyi, kimisi milliyetçiliği, kimisi sosyal adaleti, kimisi özgürlükleri, kimisi güvenliği öne çıkardı. Fakat memleket, parti programlarından ve kürsü konuşmalarından çok daha ağır bir gerçeğin içinde kaldı. Çünkü açlığın partisi yoktur. İşsiz bir gencin cebindeki son yüz lira sağcı ya da solcu değildir. Pazarda filesini yarım doldurup eve dönen emeklinin hesabı ideolojik değildir. Çocuğunun okul masrafını düşünerek gece uyuyamayan annenin kaygısı hiçbir parti rozetini taşımaz. Erdoğan başka bir Türkiye anlattı. Bahçeli başka yerden baktı. DEM Parti eş genel başkanları başka meseleleri öne çıkardı. Özgür Özel başka bir itiraz yükseltti. Müsavat Dervişoğlu başka bir siyasal hat çizdi. Ümit Özdağ başka bir tehlikeye dikkat çekti. Yavuz Ağıralioğlu başka bir çıkış yolu tarif etti. Diğerleri de kendi pencerelerinden memlekete baktı. Oysa Türkiye pencere kavgasından yoruldu. Ev yanarken hangi pencereden baktığımızın ne önemi kaldı? Bir tarafta hayat pahalılığı, işsizlik, gelir adaletsizliği, barınma sorunu, liyakat tartışmaları, eğitimde fırsat eşitsizliği, adalet sistemine yönelik güvensizlik, gençlerin gelecek kaygısı, çiftçinin üretim sıkıntısı, emeklinin geçim mücadelesi… Diğer tarafta bitmek bilmeyen parti hesapları, ittifak senaryoları, aday tartışmaları, koltuk mücadeleleri ve birbirini suçlayan siyasetçiler… Türkiye’nin asıl trajedisi belki de burada başladı: Siyasetin gündemiyle vatandaşın gündemi birbirinden koptu. Anadolu’da eski bir söz vardır; damı akan evde yaşayan insan yağmurun şiirini dinleyemez. Çünkü onun gözü gökyüzünde değil, tavandan düşen damladadır. Bugünün insanı da böyle. Siz ona büyük siyasi teoriler anlatabilirsiniz. Jeopolitikten, yeni yüzyıldan, büyük hedeflerden, tarihî hesaplaşmalardan söz edebilirsiniz. Fakat adamın buzdolabı boşsa kelimeleriniz bir süre sonra duvara çarpıp geri döner. Çünkü boş tencerenin çıkardığı ses, meydandaki mikrofondan daha gerçektir. Muhalefet........

© Habererk