Portakal kâfiri
Eski Pers mitolojisi düalist (ikili) bir inanca sahipti. İyiliği Hürmüz, kötülüğü Ehrimen temsil ederdi. Hürmüz aydınlığın, ilim ve hikmetin tanrısıydı. Ehrimen ise karanlığın, düzensizliğin ve cehaletin...
Bunlar sürekli mücadele halindeydiler. Kavgaları her biri üçer bin yıldan oluşan dönemler halinde devam edecekti. Ta ki Hürmüz’ün mutlak galibiyetiyle sona erecek dördüncü döneme kadar.
Bu mücadelede insanların iradeleri serbest bırakılmış, iyilikten yana olanların cennete gideceklerine, kötülüğü tercih edenlerin ise cehenneme atılacaklarına inanılmıştı. Pers kralları yeryüzünde Hürmüz’ün gölgesiydiler. Bu yüzdendir ki kimi Pers Krallarının isimleri de Hürmüz’dü. Aynı şekilde bazı bereketli topraklara, zenginlik kaynağı vahalara ve limanlara da Hürmüz adı verilmişti. Tıpkı Basra Körfezinin güneyinde yer alan Minab Nehrinin denize döküldüğü limana verildiği gibi. (Burada yaşayan halk 1300’lü yılların başında Moğol saldırılarına uğrayınca boğazın kuzeyinde yer alan Cerun Adasına nakledilecek, bu tarihten sonra adaya Hürmüz adı verilecek, Umman Denizi ile Basra Körfezini birbirine bağlayan boğaza da Hürmüz Boğazı denilecekti.)
Hürmüz, sadece bereketli topraklara sahip bir şehir değil aynı zamanda ticaretin de merkeziydi. Asırlar boyunca Güney Çin, Sumatra, Seylan ve Hindistan’dan yola çıkan malların en kestirme yoldan Batıya gönderilmesinin birinci alternatifiydi. Hint Okyanusunu geçip Basra Körfezine giren gemilerin yükleri burada karaya boşaltılır, kervanlara yüklenir, Mezopotamya’nın tozlu yolları üzerinden Şam’a, Halep’e ve Akdeniz limanlarına buradan dağıtılırdı.
Diğer güzergâh Kızıldeniz’in kadim boğazlarından geçerdi. Bâbü’l-Mendep’ten giren mallar Mısır’ın Süveyş Limanında boşaltılır, oradan kara yoluyla İskenderiye’ye götürülür, tekrar gemilere yüklenip Batı şehirlerine yolcu edilirdi.
Doğunun göz kamaştıran ipeklileri, bin bir derde deva baharatları, kıymetli taşları, fildişi ürünleri, meyveleri yüzlerce yıl böyle taşındı.
Doğu-batı ticaretinin kilit noktası ve iki dünyanın eşiği olan Hürmüz, sıcaklığının yanında zenginliğiyle de dünyanın en gözde şehirlerinden biri haline geldi.
Marko Pola bunun şahitlerinden biriydi.
1271 yılında çıktığı uzun seyahatinde Moğol İmparatorluk sarayına kadar uzanan ünlü seyyah, on yedi yıl........
