Birbirlerine bunları yapanlar gariban halka neler yapmaz!
Avukat arkadaşım Yurdal Kılıçer, dün 76 yıl öncesine ait bir gazete kupürünü göndermiş.
Dönemin Akşam gazetesine ait kupürde Şevki Güneyli isimli bir köşe yazarı, CHP ile ilgili siyasi müşahedelerini aktardığı yazısına;
“Halk Partisi iktidarda iken otoriter, muhalefette ise tamamiyle anarşisttir” başlığını münasip görmüş…
Yazının başlığı bile aslında tek başına CHP’yi özetlemeye yetiyor.
Zira otoriter bir yapıya sahip olan CHP, özellikte tek parti iktidarında halka her türlü zulmü reva görmüş…
İktidar yüzü göremediği dönemlerde ise hem kendi içerisinde hem de memleket meselelerinde sürekli çatışmayı ve kavgayı tercih etmiştir.
Mustafa Kemal ile İsmet İnönü her ne kadar sürekli omuz omuza mücadele etmiş gibi gözükse de ikili arasında derin bir fikir ayrılığı olduğu ve zaman zaman ciddi gerilimler yaşandığı sır değildir.
CHP’nin “Milli Şef”i İsmet İnönü ile “Karaoğlan” lakaplı Bülent Ecevit arasında adeta “baba-oğul” ilişkisi olduğu…
Ecevit, İnönü karşısında saygıda kusur etmediği halde, 12 Mart Muhtırası sonrası yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ikilinin arası açılmıştı.
CHP Genel Sekreterliği’nden ayrılan Ecevit’in parti yönetimindeki ağırlığını bertaraf etmek isteyen İnönü’nün talimatıyla 6-7 Mayıs 1972’de kongre gerçekleşmiş…
Gerilimin doruğa çıktığı kongrede “manevi evladı” karşısında hezimete uğrayan ve bir gün önce kalp krizi geçiren İnönü, istifa etmekle kalmamış, “Bu CHP’ye oy verilmez” demeyi de ihmal etmemiştir.
Hiç çocuğu olmayan Bülent Ecevit de benzer bir durumu “manevi oğlum” dediği Hüsamettin Özkan ile yaşamıştı.
Ecevit’in yapması gereken pek çok işi üstlenerek manevi babasını büyük bir yükten kurtaran ve her fırsatta, “Ben politikaya değil, Sayın Ecevit’e hizmet için bugüne kadar onun yanında bulundum. O’nunla geldim. O’nunla giderim” şeklindeki beylik sözlerle bağlılığını ifade eden Özkan…
“Ecevit artık ülkeyi yönetemez halde” söylemiyle başlayan “yeniden........
