Tezatlar coğrafyası
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana küresel sistemin gördüğü en sert ve çok boyutlu sıkışmayı, enerji ve ticaretin şah damarlarında yaşıyoruz. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, Yemen’deki bir iktidar mücadelesinin veya Suudi-Husi hattındaki gerilimin sınırlarını çoktan aştı. Hürmüz Boğazı fiilen tıkanmıştı; şimdi buna Yemen kıyılarındaki Babülmendep Boğazı da eklendi. Bu iki noktanın aynı anda kilitlenmesi, küresel ticaret ve enerji hatlarında "çift boğaz ablukası" gerçeğini doğurdu. Stratejistlerin uyardığı gibi; Hürmüz ve Babülmendep’i kontrol edenler, nükleer silaha gerek kalmaksızın küresel ekonomiyi rehin alabildiğini acı bir tecrübeyle gözler önüne seriyor.
Riyad’ın Tarihi Yanılgısı
Krizin bu noktaya tırmanmasında, Suudi Arabistan’ın geçmişte yaptığı stratejik hesap hataları var. Riyad yönetimi, genel çerçevede en büyük varoluşsal tehdit olarak “Siyasal İslam’ı” ve “Müslüman Kardeşler” hareketini kodlamıştı. Bu ideolojik refleksle, Yemen’deki Müslüman Kardeşler gibi yapıları zayıflatmak adına, kuzeydeki Zeydi kökenli Husilere alan açtı; hatta dolaylı bir göz yumma politikası izledi.
Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı. İran’ın desteğini arkasına alan Husiler, yerel köklerini bölgesel bir askeri kapasiteyle tahkim ederek etkili bir güce ulaştı. Tahran’ın stratejik aklıyla beslenen bu yapı; Suudi Arabistan’ın güneyini, kritik petrol tesislerini ve Doğu-Batı boru hatlarını doğrudan hedef alan bir kabusa dönüştü. Riyad yönetimi, varoluşsal bir korkuyla "Siyasal İslam"ı tasfiye etmeye çalışırken, sınır dibinde kendi güvenliğini dinamitleyen uzlaşmaz bir silahlı aktörün önünü açtı böylece.
Gazze’de yaşanan soykırım ve Arap rejimlerinin bu vahşet karşısındaki yetersizliği, bölgedeki dengeleri altüst........
