Yapay Zekâ Rekabeti ve Türkiye…
Yapay zekâ alanında küresel rekabet var. ABD ve Çin bu rekabette başı çekiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sıklıkla vurguladığı gibi bu rekabette geri kalmamak gerekiyor.
Bu kıyasıya rekabet ilk bakışta daha güçlü modeller geliştirme, daha hızlı işlemciler üretme ve teknolojik üstünlük sağlama yarışı gibi görünmekte.
Oysa meselenin bundan çok daha kapsamlı olduğu açık. Yapay zekâ ekonomik üretimden savunmaya, iletişimden kamu yönetimine, eğitimden güvenliğe kadar hayatın birçok alanını dönüştürme potansiyeline sahip olduğu için bu teknoloji etrafındaki rekabet giderek bir teknoloji yarışından yönetim anlayışları ve toplumsal modeller rekabetine dönüşmekte.
Bu rekabetin iki önemli aktörü yapay zekânın taşıdığı riskleri ve bu risklere karşı alınması gereken tedbirleri birbirinden oldukça farklı biçimlerde değerlendirmektedir. Farkın temelinde teknolojik kapasiteden çok devletin toplum ve teknoloji üzerindeki rolüne ilişkin farklı anlayışlar bulunmakta.
Yapay zekâ tartışmalarının önemli bir bölümünde gelecekte insan denetiminden çıkabilecek sistemlerin oluşturabileceği varoluşsal riskler öne çıkarılmakta. Gelişmiş modellerin güvenlik bariyerlerini aşması, kendi yeteneklerini geliştirmesi, siber saldırılarda kullanılması veya biyolojik ve kimyasal silahların geliştirilmesine yardımcı olması gibi ihtimaller bilim kurgu konusu olarak görülmemekte, ciddi ciddi tartışılmakta…
Buna karşılık farklı bir yaklaşımda yapay zekânın kontrolden çıkması öncelikle insanlığın teknoloji üzerindeki siyasal ve kurumsal denetimini kaybetmesi meselesi olarak görülmemekte.
Daha güçlü bir devlet kapasitesinin bulunduğu sistemlerde gerektiğinde dijital altyapının kesilmesi, sistemlerin devre dışı bırakılması, erişimin sınırlandırılması ve sorumluların tespit edilmesi gibi yöntemlerin mümkün olduğu düşünülmekte. Bu yaklaşımda temel varsayım teknolojinin kontrol edilemez bir özne değil devlet tarafından yönetilebilir bir araç olduğu fikrine dayanıyor...
Buradaki ayrım önemlidir. Bir yaklaşım “Yapay zekâ yeterince gelişirse insan kontrolünden çıkabilir mi?” sorusunu merkeze alırken, diğer yaklaşım “İnsanlar güçlü bir teknoloji üzerindeki kontrolü nasıl muhafaza eder?” sorusuna ağırlık veriyor.
Dolayısıyla yapay zekâ tartışması teknik........
