kim faşist, kim darbeci?
Siyasi tartışmalarda tarihsel benzetmeler güçlü retorik araçlar arasında yer alır. Bununla birlikte siyaset bilimi ve tarih metodolojisi bakımından bu tür benzetmelerin yüksek düzeyde kavramsal titizlik gerektireceği aşikardır.
Özellikle otoriter rejimler, askerî diktatörlükler ve faşist yönetimler gibi belirli tarihsel kategorilere ilişkin karşılaştırmalar yapılırken hassas olması zorunludur.
Aksi hâlde tarihsel analiz yerini siyasal polemiğe bırakır ve kavramlar açıklayıcı niteliklerini kaybederek politik etiketlere dönüşür.
Bu çerçevede Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın İspanya'nın eski diktatörü ve devlet başkanı Francisco Franco'ya benzetilmesi siyaset biliminin temel kavramları ışığında incelendiğinde ciddi metodolojik sorunlar ve bunun ötesinde büyük iftiralar, ciddi siyasal hazımsızlıklar barındırmaktadır.
Böyle bir benzetmenin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önce Franco rejiminin mahiyetinin ardından Türkiye'deki seçim süreçlerinin ve demokratik meşruiyet tartışmasının nesnel ölçütlerle ele alınması gerekir.
Francisco Franco, 1936 yılında başlayan İspanya İç Savaşı'nın ardından 1939'da askerî zafer kazanarak iktidarı ele geçirmiştir. Yönetimi yaklaşık otuz altı yıl boyunca askerî güç ve olağanüstü yetkiler üzerine kurulmuş ve siyasal çoğulculuğu sistematik biçimde ortadan kaldırmıştır.
Franco döneminde siyasi partiler kapatılmış, muhalefet yasaklanmış, bağımsız sendikalar tasfiye edilmiş, ifade ve basın özgürlüğü ağır sansüre tabi tutulmuş, binlerce kişi siyasal nedenlerle tutuklanmış, sürgüne gönderilmiş veya idam edilmiştir. Devletin temel meşruiyet kaynağı serbest seçimler değil iç savaş sonunda elde edilen askerî üstünlük olmuştur.
Siyaset bilimi literatüründe Franco rejimi farklı kavramlarla açıklanmaktadır. Bazı araştırmacılar rejimi klasik faşizm kapsamında değerlendirirken önemli bir kısmı onu askerî otoriterlik, muhafazakâr diktatörlük veya kişisel otoriter rejim olarak sınıflandırmaktadır.
Bunun nedeni rejimin zaman içinde ilk dönemindeki Falange etkisinden uzaklaşarak daha geleneksel otoriter devlet yapısına evrilmesidir. Ancak literatürde görüş ayrılıkları bulunsa da üzerinde uzlaşı bulunan temel gerçek değişmemektedir: Franco yönetimi serbest, rekabetçi ve çok partili seçimlere dayanan demokratik bir rejim değildir.
Dolayısıyla Franco'nun siyasal iktidarı, demokratik rekabetten değil askerî güçten........
