menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hukukun, ahlakın çetin sınavında chp…

20 0
23.04.2026

Hukukun çizdiği sınırların ve ahlakın sağladığı toplumsal denge zayıflatıldığında, tahrip edildiğinde ortaya çıkan boşluk güvensizlik üretir. Güvenin aşınması sessiz, derin etkiler doğuran bir süreçtir; bir kez başladığında, telafisi söylemden çok daha fazlasını gerektirir. Siyasi rekabetin doğası serttir. Bu sertlik dili keskinleştirir, taraflar arasındaki mesafeyi artırır. Ne var ki bu atmosfer, hukuki, ahlaki ölçütlerin, etik perspektiflerin esnetilmesine gerekçe oluşturamaz. Son dönemde CHP etrafında yoğunlaşan yolsuzluk, ahlaki yozlaşma, etik ihlal ve özel hayat temelli tartışmalar toplumun geniş kesimlerinde ve en çok da bu partiye gönül veren, oy veren kesimlerde bir huzursuzluk ve güvensizlik üretmektedir. 

Bu noktada kritik olan, olayların tekil mahiyetinden ziyade, bu olaylara verilen kurumsal tepkilerin niteliğidir. Kurumların karakteri, kriz anlarında belirginleşir; sergilenen tavır, anlatılan hikâyeden çok daha kalıcı iz bırakır.

İddialar karşısında geliştirilen refleksler, siyasal aklın derinliğini ele verir. Meseleyi siyasallaştırma çabaları ile görmezden gelmek, eleştiriyi kategorik biçimde reddetmek, yok saymak ya da gündem değiştirerek baskıyı azaltmaya çalışmak, kısa vadede işlevsel görünebilir. 

Ancak bu yaklaşım hızla inandırıcılığı aşındırır ve daha geniş bir güven kaybına yol açar. Nitekim şu anda CHP bu durumu tam anlamıyla yaşamaktadır. Her geçen gün yeni skandallar ortaya çıkmakta, bunlar somut, maddi unsurlarla kamuoyuna intikal etmekte, önceki olaylarla birlikte zikredilen tüm argümanlar çöp olmaktadır. 

Günümüz seçmeni, söylenenlere ek olarak yapılanlara ve yapılma biçimine de bakmaktadır. Bir iddianın hangi süreçlerden geçerek incelendiği, kimlerin sorumluluk üstlendiği ve hangi sonuçların üretildiği, siyasal meşruiyetin asıl belirleyicileri hâline gelmiştir.

Şeffaflık, bu çerçevede, soyut bir ilke olmaktan ziyade somut bir yönetim pratiğidir. Ciddi her iddia, bağımsız ve tarafsız mekanizmalar tarafından ele alınmalı; süreçler gecikmeksizin kamuoyuna açık şekilde yürütülmelidir. Kurumsal itibar, kapalı kapılar ardında korunamaz. 

Hesap verebilirlik, hukuki sorumlulukla sınırlı kalmayan ahlaki yükümlülükler taşıyan çok katmanlı bir kavramdır. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinde, kurumsal güvenin çözülmesi gibi var olan tüm sorunlardan daha büyük bir sorun doğmaktadır.

Siyaset dilinin niteliği de........

© Haber7