Barış İçin Mekke Anlaşması…
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke-i Mükerreme’de Safa Sarayında imzalanan Ortak Savunma ve İşbirliği Anlaşması’nı üç ülkenin savunma ilişkilerini geliştiren teknik bir düzenleme ile sınırlı görmek anlaşmanın taşıdığı stratejik anlamı ve muhtevasını eksik değerlendirmek olur.
Anlaşma Ortadoğu’dan Güney Asya’ya, Körfez’den Kızıldeniz’e uzanan geniş bir jeopolitik kuşakta güvenlik ortamının yeniden şekillendiği bir dönemde, bölgesel aktörlerin kendi güvenliklerini daha fazla ortak sorumluluk, kurumsal koordinasyon ve müşterek kapasite anlayışıyla ele alma iradesinin önemli bir göstergesidir.
Bu yönüyle Mekke Anlaşması geleceğin belirsizliklerine karşı daha öngörülebilir, koordineli ve caydırıcı bir güvenlik düzeni oluşturma arayışının somut bir ifadesidir.
Uluslararası ilişkiler açısından güvenlik ortaklıklarının temel işlevlerinden birincisi savaşma kapasitesi üretmekten önce çatışma ihtimalini azaltacak bir caydırıcılık ortamı oluşturmaktır.
Bir savunma anlaşmasının değeri sahip olunan silah sistemlerinin toplamından ibaret değildir. Asıl belirleyici unsur siyasi irade, askerî kapasite, istihbarat paylaşımı, komuta-kontrol kabiliyeti, lojistik sürdürülebilirlik ve gerektiğinde birlikte hareket edebilme yeteneğinin kurumsallaştırılmasıdır.
Mekke Anlaşması bu bakımdan önemli bir stratejik kapasite ortaya çıkarma potansiyeline sahiptir.
Anlaşmanın herhangi bir ülkeyi ortak düşman veya hasım olarak tanımlamaması, savunmacı karakterinin güçlü bir göstergesidir.
Bölgesel güvenlikte yeni karşıtlıklar üretmek yerine saldırganlığın maliyetini yükselten, krizlerin yönetilebilirliğini artıran ve barışın korunmasına hizmet eden mekanizmalar geliştirmek daha rasyonel bir yaklaşımdır. Bu nedenle anlaşmanın bölgesel caydırıcılığı güçlendirme potansiyelini özellikle önemsemek gerekir.
Kademeli askerî iş birliği bu açıdan son derece değerlidir. Komuta yeri ve arazi tatbikatlarından başlayarak kara, deniz, hava, hava savunma ve insansız sistemlerin katılımıyla müşterek tatbikatlara geçilmesi üç ülkenin gerçek bir ortak harekât kapasitesi geliştirmesine imkân sağlayacaktır.
Modern savaş ortamında başarı farklı kuvvet unsurlarının ve teknolojik........
