Kurşunun gölgesi: Silaha kolay erişimin söndürdüğü canlar
Daha önceki yazılarımızda eğitim kurumları ve toplumdaki şiddet sarmalı üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda konunun farklı bir boyutuna değineceğiz. “Sapanda taş durmaz” diye bir atasözümüz var. Sabahları gözlerimizi açtığımızda bizi karşılayan ilk haberler artık çoğunlukla cinayet, silahlı saldırı ya da kaza kurşununa dair olaylardan oluşmaktadır. Bu tablo, bireysel bir trajedi olmanın çok ötesine geçmiş; toplumsal bir sorun hâlini almıştır. Peki, bu krizin kökünde ne yatmaktadır? Yanıt, göründüğünden çok daha yakınımızdadır: Silaha erişimin bu denli kolay olması.
Hemen her gün cinayet haberleriyle uyanıyoruz. Üstelik medyamız bu tür olayları, şiddete meyilli kişilerin aklına "karpuz kabuğu getirmek" bir yana, adeta kışkırtır nitelikte; en ince ayrıntısına kadar işleyerek sunmaktadır.
Bu medya yansımalarının ardında ise çarpıcı bir gerçeklik yatmaktadır. Bir yıl önce Kahramanmaraş'ta yaşanan okul cinayetinde failin evinde 4 adet silah bulunması, birkaç gün önce 16 yaşındaki bir gencin elinde kalaşnikof benzeri bir silahla ulu orta yerde ateş açması, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde 16 yaşındaki şüpheli, annesini tabanca ile vurarak öldürmesi ve Manisa Turgutlu'da 3'ü ağır 11 çocuğun yaralanması… Tüm bunlar son birkaç gün içinde yaşanan olaylardan yalnızca birkaçıdır. Bu vakaların tamamında dikkat çekici ortak bir nokta bulunmaktadır: Faillerin tamamı 18 yaşından küçük çocuklardır ve başkası adına kayıtlı silahları kullanmaktadırlar.
Bu olayların her birinde dikkatimizden kaçan ya da görmezden geldiğimiz ortak bir soru vardır: "Eline geçirdiği silahla eşini, kayınpederini, arkadaşını…" diye başlayan haberlerde asıl mesele şudur: Bu silahları söz konusu çocuklar ve gençler nasıl elde etmektedir? Başka bir deyişle, insanlar bu silahlara nasıl bu denli kolaylıkla ulaşabilmektedir?
Silaha erişimin kolaylığının cinayetleri de beraberinde kolaylaştıracağı ve artıracağı tartışmasız bir gerçektir. Küçük bir tartışmada silaha sarılan, gözünü kırpmadan ölüm saçan bu bireylerin psikolojisi ise başlı başına ayrı bir tartışma konusudur.
Sorunun boyutunu anlamak için rakamlara bakmak yeterlidir. Hastanede görev yapan dostlarımızdan öğrendiğimize göre ruhsatlı silah alımı oldukça revaçta olup gün geçtikçe de artmaktadır. Türkiye'de silah sahipliği, ruhsatlı (yasal) ve ruhsatsız (kaçak) olmak........
