Fon mağdurlarının çıkış yolu: Saklayıcı bankalar "Sadece Kasayız" diyerek sorumluluktan kaçamaz!
Biliyorum ki içinizde bizzat bu fon krizinin mağduru olanlarınız var; kendisi olmasa bile bir yakını, akrabası, dostu veya mesai arkadaşı bu tezgaha birikimlerini kaptırdı. Lütfen bu yazımı çevrenizdeki tüm fon mağdurlarına ulaştırın. Zira geride bıraktığımız Eylül ayında patlak veren fon krizinde, vitrindeki birkaç aracı kurum ve portföy yöneticisi ile SPK’nın sorumluluğu konuşulurken; meselenin en kritik halkası olan saklayıcı bankaların ağır hukuki sorumluluğu şimdiye kadar ne kamuoyunda yeterince gündeme geldi ne de hukuki boyutlarıyla etraflıca incelendi.
Bugün mal varlıklarına tedbir konulan, içi boşaltılmış tabela şirketlerine dönüşme ihtimali yüksek olan portföy yönetim şirketlerinin kapısında alacak sırasına girmek, mağdurlar için serap kovalamaktan farksızdır. İşte tam da bu nedenle bu yazıyı, hak arama mücadelenizde tahsil kabiliyeti en güçlü, sermayesi en sağlam olan asıl sorumluları ortaya koymak ve sermaye piyasası mevzuatı ile Yargıtay’ın emsal içtihatlarına dayanan bir hak arama rehberi sunmak gayesiyle kaleme aldım.
Perde Arkasındaki Dev Sorumlular: Bankalar Neredeydi?
Eylül ayında sermaye piyasalarımız, organize bir açgözlülüğün faturasını binlerce küçük yatırımcının sırtına yıkan sarsıcı bir çöküşle sarsıldı. Tera Portföy, Pusula Portföy, Bulls Portföy ve Hedef Portföy gibi şirketlerin vitrinde olduğu bu kurguda; borsa derinliği olmayan sığ hisselerde yapay fiyat hareketleri oluşturuldu, TEFAS ekranlarına yansıtılan akıl almaz getiri oranlarıyla geniş kitleler bu fonlara çekildi ve sistem kilitlendiğinde katılma payı ödemeleri durdurularak kapılar tasarruf sahiplerinin yüzüne kapandı.
Peki, milyarlarca liralık birikimler göz göre göre buharlaştırılırken, bu fonların varlıklarını emanetinde tutan koca koca bankalar neredeydi?
Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) girip kriz konusu fonların tescilli izahnamelerine baktığınızda, karşınıza merdiven altı yapılar değil, finans sektörünün amiral gemileri çıkıyor: Garanti BBVA, İş Bankası, Akbank, Yapı Kredi ve Ziraat Bankası…
Bu dev kurumlar yaşanan faciada kendilerini "Biz sadece pasif bir kasayız, portföy yönetim şirketi ne talimat verdiyse onu yerine getirdik" diyerek temize çıkabilirler mi?
Cevap hem pozitif mevzuatımız hem de Yargıtay’ın yerleşik içtihatları nezdinde çok nettir: HAYIR!
Pasif Kasa Değil, Kanun Emriyle Yetkilendirilmiş Kamu Gözeticisi
Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SerPK) 56. maddesi ve SPK’nın III-56.1 sayılı Tebliği, saklayıcı bankalara sadece hisse senedi saklama görevi yüklememiştir. Kanun koyucu, bu bankaları doğrudan fon operasyonlarını filtreleyen bağımsız bir denetim organı kılmıştır:
Değerleme ve Fiyatlama Denetimi (SerPK m. 56/1-c):
Birim katılma payı değerinin mevzuata ve fon içtüzüğüne uygun hesaplanmasını temin etmek bankanın asli görevidir. Sığ payların........
