Bu zihniyet varken İsrail ve ABD'ye gerek var mı?
Bundan yalnızca iki yıl önce, savunma sanayiine aktarılacak sembolik bir katkı payı üzerinden yürüyen bir kampanya vardı. Savunma sanayi katkı payını vermemek için yemin edenlerin telaşını; önlerinde ünlüler ve medya mühendisleri, kredi kartı limitini 100 bin TL’den 99 bine indirmek için bankalara koşanların heyecanını hatırlarsınız.
Bu davranış gerçekten ekonomik bir refleks miydi, yoksa daha derinlerde işleyen bir zihniyetin ete kemiğe bürünmüş hâli miydi? Kendi düşünce kalıplarının dar sınırları içine böylesine bir gösteriyi sığdırmayı başarabilenler, bugün ABD-İsrail ikilisinin İran'a yaptıklarını görünce, sembolik de olsa 750 TL uğruna hangi ortak sorumluluk duygusunu aşağıladıklarını düşünmüşler midir?
Eğer bütün bunlar yalnızca bilgisizlikten ya da meselenin mahiyetine yeterince nüfuz edememekten kaynaklanıyorsa, bugün yaşanan gelişmelerin, bu dar bakışın ne kadar yanıltıcı olduğunu göstermesi gerekir. Ama mesele bilgisizlik değilse, geriye kalan ihtimali ironik bir varsayımla ifade etmek gerekecek: Belki de Evangelist–Siyonist ittifakı füzelerinin kendilerine asla yönelmeyeceğine dair gizli bir teminatları var?!
Bu zihniyetin mensupları, Milli Mücadele sırasında yayımlanan ve toplumun elindeki kaynakların bir bölümünü ordunun hizmetine sunmasını öngören Tekâlif-i Milliye emirleri karşısında nasıl bir tavır alırdı diye merak ediyor insan. Bir askeri giydirmemek için ihtiyaç fazlası elbiselerini yakarlar mıydı mesela? Mesele bu kadar vahim değil, onlar yalnızca kendilerini ifade ediyorlardı diyebilirsiniz. Kendini ifade etme hakkı kimsenin tekelinde........
