menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okul Şiddetinde “Reaktif” Sistemden “Sosyal Risk Radarı”na

18 0
26.09.2026

Benzer manzara: Bir okulun önünde, bir öğrenci silah kullanıyor, öğrencileri yaralıyor. Polis olay yerine geliyor. Ambulanslar sevk ediliyor. Soruşturma başlıyor. Müfettişler görevlendiriliyor.

İlk anda olayın sıcaklığıyla yine benzer refleksif sorular ortalarda: “Saldırgan kim?”, “Ailesi ne iş yapıyor?”, “Cezalar artırılsın!”, “Ne olacak bu çocukların hâli?”

Halbuki asıl soru “Bu noktaya gelinmeden önce hangi riskler görülemedi?” olmalı.

Bugün (okullarda) şiddetle mücadele ederken en büyük hata “reaktif” yani sadece olay yaşandıktan sonra tepki veren bir anlayışa sıkışıp kalmak.

Çünkü Türkiye’de “güvenli okul” hâlâ büyük ölçüde kapıya, kameraya ve olay sonrasındaki güvenlik müdahalesine indirgenme eğiliminde.

Halbuki çoğu durumda, olayın öncesinde sosyal, ailevi, eğitsel ve davranışsal birikimler söz konusu. Bu birikimler, elbette her zaman saldırı anlamına gelmiyor, ancak “güvenli okul” isteniyorsa hiçbiri otomatik olarak görmezden de gelinemez.

İşte burada Sosyal Risk Radarı yaklaşımının devreye girmesi gerekiyor: Çocuğu değil, çocuğun risk ekosistemini izlemek!

Şiddet bir günde, birdenbire ortaya çıkmaz. 15 yaşındaki bir çocuk bir sabah uyanıp bir anlık öfkeyle silahı eline almaz. Onu o noktaya getiren, yavaş yavaş birikip gelişen bir “risk ekosistemi” var.

Akran zorbalığı nedeniyle sınıfta, bahçede itilip kakılan veya dışlanan çocuklar olabiliyor.

Aile içindeki sorunlar nedeniyle evde sevgi ve huzur bulamayan yavrular........

© Haber7