menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pangalos’tan Trump’a: Aynı faşist kafa!..

16 0
08.04.2026

Bizler ekranlarımızı kaydırıp yapay zekânın yazdığı vasat şiirlere veya çizdiği komik kedi fotoğraflarına bakıp kıkırdarken, dünyanın efendileri çoktan yeni bir ölüm makinesinin fişini prize taktı. Adına “teknolojik devrim” diyerek yutturmaya çalıştıkları bu yeniçağ, aslında insan kanının silikon çiplerde soğutulduğu, ahlâkın ve vicdanın kod satırları arasında yok edildiği bir dijital mezbahadan başka bir şey değil.

Allah aşkına uyanalım!

Eğer Hollywood filmlerindeki kırmızı gözlü, lazer silahlı metal iskeletleri bekliyorsak daha çok bekleriz. Kıyamet koparken metalik bir gürültü duymayacağız; sadece devasa bir sunucu odasından gelen hafif, soğuk bir uğultu olacak.

Bugün yapay zekâ, savaşın doğasını kökünden değiştiriyor. Mesele artık sadece gelişmiş dronlar veya akıllı füzeler değil; asıl mesele, “hedef belirleme” mekanizmalarının insan elinden çıkıp, saniyede milyonlarca veriyi işleyen ve kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren o hissiz “kara kutulara” devredilmesidir.

İnsanın savaşta bile bir sınırı vardır: Yorulur, korkar, belki o an bir vicdan azabı çeker. Yapay zekânın ise sadece “optimizasyon” hedefleri vardır. Bir komutanın günlerce haritalar üzerinde düşünerek sivil kayıpları asgariye indirmeye çalışarak vereceği kararı, yapay zekâ saniyenin binde biri hızında verir. Peki, o karar ne kadar insanîdir? Hiç! Makine için yüzlerce hedefi yok etmek uğruna on sivilin hayatını silmek, istatistiksel olarak kabul edilebilir bir hata payından ibarettir.

Silikon Vadisi’nin vegan beslenen, bisiklete binen ve dünyayı kurtarmaktan bahseden o “ilerici teknoloji baronları”, bugün modern çağın en büyük silah tüccarlarına dönüşmüş durumda. Savaşın maliyeti artık cepheye sürülen askerin kan bedeli değil, veri merkezlerinin elektrik faturası........

© Haber7