menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir siyasî harakiri yahut Özgür Özel pragmatizmi

36 0
29.07.2026

Beylik bir soruyla başlayalım: Türkiye’de bu kadar renkli siyasî iklim olmasaydı toplumsal hayat acaba nasıl olurdu?

Herkesin farklı bir cevabı olacağından eminim…

Siyaset sahnemizde perdeler hiç kapanmıyor. Sadece oyuncuların kostümleri ve sahneye asılan tabelalar değişiyor. Son günlerde malumunuz, büyük bir “Yeni Parti” heyecanı (!) pompalanıyor. İsminde, söyleminde ya da ambleminde ne kadar “yeni” vurgusu olursa olsun, vitrinin arkasına baktığınızda meselenin fikrî bir uyanıştan ziyade, pragmatik bir can havli olduğunu görüyoruz: En basit tanımıyla “görevi kötüye kullanmak”tan hapiste yatan İBB’nin ‘eski’ Başkanı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve nihayetinde onun Cumhurbaşkanlığı adaylığı…

Görünen o ki, bu yeni siyaset mühendisliğinin temel gayelerinden biri de Cumhuriyet Halk Partisi’ni tarih sahnesinden silmek, en azından mevcut yapısını tamamen işlevsizleştirmek.

Siyasal tarihi ve sosyolojiyi biraz okuyan herkes bilir ki, köklü ideoloji partileri birkaç mahkeme kararıyla veya konjonktürel dalgalanmalarla tarih sahnesinden silinmezler. Amerika’daki Demokratlar veya Avrupa’daki Hristiyan Demokratlar, İngiltere’de yüz yılı deviren İşçi Partisi veya Fransa’da siyasetin merkezini belirleyen Sosyalist akımlar bunun en net örnekleridir.

Türkiye’de de, Demokrat Parti geleneğinin devamı olan sağ partiler, Milliyetçi Hareket Partisi veya Milli Selamet Partisi’nin devamı olan Saadet Partisi gibi sağlam bir ideolojik tabana yaslanan partiler de öyle ya da böyle varlığını........

© Haber7