menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Güç siyaseti’nin canı cehenneme!

5 1
04.02.2026

ABD ile ‘tek taraflı’ -çünkü sadece Washington ve Tel Aviv istediği için- ilan edilen bir savaşın eşiğinde olan İran’ın Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bir açıklama yaptı. Kulağa hoş gelen cümleler kurdu. İran’ın hiçbir zaman hegemonya arayışında olmadığını, İslâm ülkeleriyle kardeşlik temelinde hareket ettiğini söyledi. Açıklama güzel ve mantıklı duruyor ama ne yazık ki bölgemizin son otuz yılına bakıldığında sadece bir temenniden ibaret kalıyor.

***

İran; Afganistan ve Irak işgallerinde ABD karşıtlığı söylemini korurken, sahada bu işgallerin doğurduğu boşlukları kendi lehine kullandı.

Suriye’de halkın adalet ve özgürlük talebi, mezhepçi bir güvenlik stratejisine feda edildi.

Yemen’de bir ülkenin iç dengeleri, bölgesel güç mücadelesinin cephesi hâline getirildi. Lübnan’da devlet, silahlı yapıların gölgesinde işlevsizleşti.

Fakat bütün bunlara rağmen ABD’nin ve İsrail’in İran’ı vurmasına göz mü yummalıyız?

Elbette, hayır!..

***

Ortadoğu’da “güvenlik” kelimesi ne zaman telaffuz edilse, bilin ki bir yerlerde hukuk askıya alınmak, bir ülke “meşru hedef” ilan edilmek üzeredir.

Bugün İran’a dönük ABD-İsrail baskısını da bu masum kelimeyle süslüyorlar. Oysa yaşanan şey güvenlik değil, üstünlük kaybı korkusudur.

İran’a neden yükleniliyor?

Çünkü İran itaat etmiyor, hizaya girmiyor.

Çünkü İran, Washington ve Tel Aviv’in çizdiği sınırlar içinde “makul bir aktör” olmayı reddediyor.

Nükleer program bahane.

Füze kapasitesi gerekçe.

Bölgesel etkisi ise asıl suç…

***

ABD ve İsrail’in tahammül edemediği şey, İran’ın atom bombasına sahip olması değil sadece; oyunu tek başına bozabilme ihtimali. İsrail bölgede nükleer silaha sahip tek ülke olmak istiyor ama bunu asla konuşmuyor. ABD “kurallara dayalı düzen” diyor ama kuralları kimin için askıya aldığını açıklamıyor.

İsrail, onlarca yıldır nükleer cephaneliğini uluslararası denetime açmadı. ABD bu konuda tek bir yaptırım cümlesi bile kurmadı.

Fakat İran uranyum zenginleştirince “küresel tehdit” ilan edildi.

Bu bir çifte standart değil; bilinçli bir güç politikasıdır.

***

“Durup dururken” saldırı dili neden yükseldi?

Çünkü İsrail caydırıcılığını kaybediyor.

Çünkü ABD bölgedeki mutlak hâkimiyetini sürdüremiyor.

Çünkü Çin, Rusya ve bölgesel aktörler sahaya girdi.

Bu nedenle “önleyici savaş” kavramı yeniden dolaşıma sokuluyor. Yani ortada fiili bir saldırı yokken, saldırma hakkını kendinde gören bir zihniyet.

Bu zihniyet Irak’ı işgal etti, Libya’yı parçaladı, Suriye’yi enkaza çevirdi.

Şimdi aynı senaryo İran........

© Haber7