Kılıçdaroğlu’nun nedameti aslında tarihi bir itiraf…
Kılıçdaroğlu ile ilgili yazdığım yazıların sayısını inanın hatırlamıyorum.
Ben diyeyim onlarca, siz deyin yüzlerce…
Bunların neredeyse tamamında tabir caiz ise Kılıçdaroğlu’nu adeta yerden yere vurdum.
Yazıların sertlik dozu en üst düzeydeydi ve hepsi de ya yaptıkları ya da söyledikleri ile ilgiliydi.
Bay Kemal’i, Erdoğan’a değil alenen ve resmen ‘Türkiye’ye muhalefet ettiği’ için böylesine sert bir biçimde eleştirdim hep.
Evet, Türkiye’yi tekrar eski ‘uşak devlet’ konumuna taşımak isteyen dahili ve harici ‘düşmanlarla’ bir olup bu menfur maksada hizmet ettiği için kalemim döndüğünce bu amacı kamuoyunun nazarlarına sunmaya gayret ettim…
Gelişmelere paralel olarak aynı minvalde yazmamız da muhtemeldir elbette…
Kılıçdaroğlu, bahsini ettiğim zaman diliminde mütemadiyen Erdoğan’ı alaşağı etmek isteyen şer odaklarıyla iş tuttu ne yazık ki…
Gezi’cilerle, FETÖ’cülerle, bölücülerle ve elbette ki, ABD eski başkanı Joe Biden’ın Erdoğan’ı devirmekle alakalı söyleminde ve yaklaşımında anlamını bulan Türkiye düşmanı ABD ve AB muktedirleriyle…
En son, CIA kontrolündeki FETÖ’nün aşağılık darbe girişimi akabinde başlangıçta karşı gibi görünürken sonrasında “Kontrollü Darbe” diyerek bu menfur amaca hizmet etmişti…
Bu uzun girizgâhtan sonra gelelim son gelişmeler ardından Kılıçdaroğlu’nun başlıkta da dikkat çektiğimiz itiraf mahiyetindeki pişmanlığına…
Bu hususla ilgili değerlendirmeye geçmeden önce şu gerçeği altını çizerek belirtmek isterim.
Kılıçdaroğlu’nun yapacağı açıklamada ‘hırsızlıklara’ ve ‘yolsuzluklara’ dair belgeler eşliğinde birçok itiraf bekliyordum ama FETÖ ile ilgili bir açıklama aklımdan bile geçmiyordu doğrusu.
Zira yapılan mezkûr açıklama, benim açımdan ‘yeri yerinden oynatacak’ bir itiraftı ve yıkıcı bir deprem etkisine sahipti.
Doğrusunu isterseniz medya ve kamuoyu benim beklediğim ölçüde bir tepki göstermedi bu fevkalade mühim beyanata.
Herkes anılan açıklamayı ‘çok önemli ve değerli’ diye niteledi, bu........
