menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyirci koltuğundan sahneye ..

23 0
26.09.2026

Çin, yapay güneş yaparken, Batı, dünyayı dönüştürürken biz neden hep izliyoruz? Bilimde, sanayide, üretimde neden başkalarının gölgesindeyiz? Türkiye, geçici çözümler yerine, yapay zekâ çağının sunduğu o muazzam imkanlarla sahneye ne zaman ve nasıl çıkacak? İşte cesurca yüzleşmemiz gereken o büyük gerçekler ve geleceğe çağrı...

Türkiye’nin önünde yıllardır aşamadığı, etrafından dolaştığı ama bir türlü gözünün içine bakarak yüzleşmediği devasa bir duvar var. Neden bilimde, sanayide, üretimde, sanatta, modada ve hatta teolojide sürekli birilerinin arkasından yürüyoruz?

Çin laboratuvarda yapay güneş yaratıp plazmayı havada tutarken, Batı dünyayı dönüştüren yapay zekâ algoritmalarını yazarken, biz neden hep o meşhur "seyirci koltuğunda" oturuyoruz? Neden asırlarca ayakta kalmış büyük ve şanlı bir medeniyetin sahipleri olarak, edebiyat dışındaki disiplinlerde dünya çapında takdir gören onlarca Nobel Ödülümüz yok?

Sorun bu topraklarda zeki ve yetkin insanların olmaması değil. Zekâyı değere, dehası olan insanı ise kurumsal bir güce dönüştürecek o "bütünsel ekosistemin ve uzun vadeli stratejik planlamanın" henüz tam anlamıyla oturtulamamış olması değil midir ?

Günübirlik çözümlerle ülkemiz küresel liderliğe oynayamaz. Küresel yarışta başkalarının gölgesinden çıkmak istiyorsak, bizi yavaşlatan yapısal ve kültürel krizlerle korkusuzca yüzleşmek zorundayız.

"Süreç" Değil "Sonuç" Odaklılık (Kültürel Sabırsızlık)

Batı’nın bilimsel üstünlüğü ve Çin’in bugünkü teknolojik hegemonyası, onlarca yıl süren metodolojik bir sabrın ürünü. Gelişmiş bir ülke, getirisi 30 yıl sonra olacak temel bilim yatırımlarına (matematik, fizik, kimya) milyarlarca doları gözünü kırpmadan yatırıyor. Çünkü o uzun sürecin sonunda mutlak liderliğin geleceğini biliyor.

Bizim Tıkanıklığımız: Toplum olarak "hızla sonuç alma", günü kurtarma ve kısa vadeli kazanç kültürüne sahibiz. Uzun vadeli temel bilim projeleri yerine; hemen katma değer üretecek montaj sanayisine veya hizmet sektörlerine yöneliyoruz. Oysa temel bilim olmadan özgün teknoloji, özgün teknoloji olmadan da yüksek katma değerli üretim imkânsız.

Bizim Tıkanıklığımız: Toplum olarak "hızla sonuç alma", günü kurtarma ve kısa vadeli kazanç kültürüne sahibiz. Uzun vadeli temel bilim projeleri yerine; hemen katma değer üretecek montaj sanayisine veya hizmet sektörlerine yöneliyoruz. Oysa temel bilim olmadan özgün teknoloji, özgün teknoloji olmadan da yüksek katma değerli üretim imkânsız.

Akademik Teşvik Sistemi ve Kurumsal Odaklanma Eksikliği

Akademik Teşvik Sistemi ve Kurumsal Odaklanma Eksikliği

Bilim; bürokratik kalıplardan uzak, tamamen özgünlük ve katma değer odaklı bir ortamda nefes alabilir. Bugün üniversitelerimizin dünya sıralamalarında istediğimiz yerde olmamasının sebebi, yetenekli bilim insanımızın olmaması değildir.

Akademi dünyamızda ödüllendirme ve yükselme kriterleri ne yazık ki niceliğe boğulmuş durumda. Dünya çapında çığır açacak, patent getirecek bir buluş peşinde koşmaktansa, akademik unvan alacak kadar "makale sayısı" doldurmak genel bir eğilim haline geldi.

Akademi dünyamızda........

© Haber7