Çocuklarımızı yapay zekâya teslim mi ediyoruz?
Sanal Arkadaşlığının Psikososyal Tehdidi
Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde konuşurken, hepimizin gözünden kaçan sinsi bir toplumsal tehlikenin tam eşiğinde durduğumuzu fark ettim. Şöyle bir etrafınıza bakın; teknoloji dünyası logaritmik bir hızla, yokuş aşağı giden bir kamyon gibi üzerimize doğru geliyor.
Bizler daha akıllı telefonların, sosyal medyanın çocuklarımız üzerindeki sinsi bağımlılığını tam olarak çözememişken, şimdi küresel devlerin kapımıza dayadığı yeni bir akım var:
"Yapay Zekâ Sanal Arkadaşları."
Ya bir gün çocuğunuzun en yakın arkadaşı siz değil de bir algoritma olursa?
Henüz Türkiye’de kitlesel bir çılgınlık haline gelmedi, evet. Ama eli kulağında. Çok yakın bir gelecekte anne babalar,’’ Bu teknolojiyi muazzam bir hayranlıkla karşılayacaklar’’!.
Pazarlamacılar öyle bir anlatacak ki, herkes bu tuzağa düşecek. Diyecekler ki: "Bakın, bu yapay zekâ robotu çocuğunuza masal anlatıyor, İngilizce öğretiyor, ödevlerine yardım ediyor, üstelik hiç yorulmuyor!" ve hatta bedava
Bizim o her şeyi kolayca kabullenen, derinlemesine "neden ve niçin" diye sorgulamayan geniş kitlelerimiz bu illüzyonu alkışlayacak.
Özellikle de çocuk yetiştirmenin o ağır sorumluluğunu tamamen annelerin omuzlarına bırakıp, evde bir köşede gazetesini okuyan ya da televizyon izleyen "saha izleyicisi" babalar bu işe çok sevinecek.
"Çocuk harika gelişiyor, performanslandı, bana da sataşmıyor" konforunun arkasına sığınacaklar.
Yakında milyonlarca çocuk, en yakını olan annesine değil , bir yapay zekâya sırlarını anlatıyor olabilir.
Oysa kazandıklarını sandıkları o yapay zekâ performansı karşılığında, bizzat kendi öz evlatlarının o duru, günahsız ve fıtri ruhunu farkında bile olmadan ebediyen kaybedecekler.
Ben bir pedagog ya da hekim değilim. Ama otuz yılı aşkın süredir kitle iletişiminin, medyanın ve insan davranışlarının........
